Nazar ve koruma: hangi taşlara inanılır, bilim ne diyor?

Bu bölüm inanışları aktarır; sağlık bilgisi değildir. Bu iddiaları destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur ve hiçbir taş tedavinin yerine geçmez.

Bilim ne diyor?

Bilimle çelişki: Düşük: sembolik inanış

Nazara ve kötülüğe karşı korunma, bilimin sınayabileceği bir iddia değil, köklü bir kültürel inanıştır. Zararsız bir gelenek olarak yaşar; gerçek tehlikelere karşı alınacak önlemlerin yerini tutmamalıdır.

Bu alanda anılan taşlar (39)

Çakmaktaşı (çört)

  • Britanya ve İrlanda'da tarlalarda bulunan tarih öncesi çakmaktaşı ok uçlarının perilerin attığı oklar (“elf-arrow”) olduğuna, bazı hastalıklara hem yol açtığına hem de onları iyileştirdiğine inanılırdı; bu ok uçları cadılığa karşı muska olarak, bazen gümüşe takılarak taşınırdı.
  • Avrupa'nın birçok yerinde topraktan çıkan tarih öncesi taş baltaların ve ok uçlarının yıldırımla gökten düşen “yıldırım taşları” olduğuna ve evi yıldırımdan koruduğuna inanılırdı.

Bilim ne diyor? Bu nesneler gökten düşmemiş ya da perilerce yapılmamıştır; Taş Devri insanlarının çakmaktaşı ve başka taşlardan yonttuğu aletlerdir. Bir ok ucunun hastalık iyileştirdiğine ya da yıldırımı uzak tuttuğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Halit (kaya tuzu)

  • Anadolu'da yeni doğan bebeği tuzlamanın (vücudunu tuzla ovmanın) terlemeyi ve kötü kokuyu önlediğine, bebeği nazardan koruduğuna inanılır.
  • Çankırı'daki gibi tuz mağaralarında zaman geçirmenin (haloterapi) astım ve KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı) gibi solunum yolu hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülür ve bu mağaralar bu amaçla ziyaret edilir.
  • Türk ve Slav halk inanışlarında tuz nazardan ve kötülükten korur: lohusaların, hamile kadınların, bebeklerin, yolcuların ve avcıların nazar değmesin diye yanlarında bir çimdik tuz bulundurması gerekirdi; Rize yöresinde ineğin sütünün içine nazar değmesin diye tuz atılır.
  • Tuz lambası ve “Himalaya tuzu” ürünleri satanlar, bu lambaların “negatif iyon” saldığını, havayı arıttığını ve sağlığa yararlı olduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Bebeği tuzlamak tehlikelidir: Türkiye'de tuzlanan bebeklerde ciltte yanıklar ve kandaki sodyumun tehlikeli düzeyde yükselmesi (hipernatremi) bildirilmiştir; ağır hipernatremi havaleye, kalıcı beyin hasarına ve ölüme yol açabilir. Haloterapinin astım ya da KOAH tedavisinde etkili olduğu da güvenilir çalışmalarla gösterilememiştir; tuz mağarası ziyareti hekimin önerdiği tedavinin yerine geçmemelidir. Yanında bir çimdik tuz taşımak zararsız bir gelenektir; ama tuz lambalarının sağlığa yararlı “negatif iyon” saldığı gösterilmemiştir.

Apatit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları, özellikle mavi apatitin iştahı bastırdığını ve kilo vermeye yardım ettiğini ileri sürer.
  • Aynı çevrelerde, kemik ve dişlerdeki minerale benzediği için apatitin kemikleri ve dişleri güçlendirdiği de ileri sürülür.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, apatitin öğrenmeyi, ezberi ve çalışma şevkini artırdığını, iletişimi kolaylaştırdığını söyler.
  • Aynı kaynaklar, apatitin “yüksek titreşimli enerjisiyle” olumsuz enerjileri uzaklaştırdığını ve ruhsal koruma sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? İştahla ilgili inanış büyük olasılıkla adın İngilizcedeki “appetite” (iştah) sözcüğüne benzemesinden doğmuştur; oysa ad “aldatmak” anlamındaki Yunanca sözcükten gelir. Kemik ve dişler için gereken kalsiyum ve fosfor besinlerle alınır; apatit takmanın ya da yanında taşımanın bunlara bir katkısı yoktur. Apatitin öğrenmeyi, hafızayı ya da çalışma isteğini artırdığına, “enerjisiyle” koruma sağladığına dair de bir kanıt yoktur.

Olivin

  • Antik ve Orta Çağ inanışlarına göre altına takılan peridot (krizolit) gece korkularını ve kâbusları uzaklaştırırdı.
  • Delinip eşek kılına dizilen ve sol kola bağlanan peridotun kötü ruhlara ve büyüye karşı koruduğuna inanılırdı.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot, olivin) taşının mideye, bağırsağa, karaciğere ve tiroide iyi geldiğini, bedeni toksinlerden temizlediğini; kıskançlık, öfke ve suçluluk gibi duyguları yatıştırdığını ve bolluk getirdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Peridotun yeşil rengi yapısındaki demirden gelir; kâbusları önlediğine ya da kötülükten koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Mideye, bağırsağa ya da tiroide iyi geldiği, bedeni “arındırdığı” iddiaları da kanıtsızdır. Uyku ya da sindirim sorunları sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır.

Pirit

  • George F. Kunz'a (1913) göre bazı Kuzey Amerika yerli toplulukları pirit kristallerini muska olarak taşır, şifacılar da onları törenlerinde kullanırdı.
  • Tayland'da, özellikle ülkenin güneyinde yaygın bir inanışa göre pirit, kötülüğü, kara büyüyü ve kötü ruhları uzak tutan kutsal bir nesne sayılır.
  • Günümüzde kristal satıcıları ve feng shui uygulayıcıları piritin para ve bolluk çektiğini ileri sürer; bu yüzden iş yerlerine ve kasaların yanına konmasını önerirler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri “aptal altını”nın özgüven ve irade verdiğini, enerjiyi artırdığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Piritin para, şans ya da korunma sağladığına dair bir kanıt yoktur; bu inanışlar büyük olasılıkla altını andıran parlak renginden doğmuştur. Pirit suya konup “taş suyu” yapılmamalıdır: nemle bozunduğunda sülfürik asit ve demir sülfatlar oluşur, bazı piritler de arsenik içerir. Piritin özgüven ya da enerji verdiğine dair de bir kanıt yoktur.

Serpantinit

  • George F. Kunz'un (1913) aktardığına göre İtalyan köylüleri, yeşil serpantin çakıllarının zehirli hayvanların ısırıklarına karşı koruduğuna ve ısırık yerine konduğunda zehri çektiğine inanırdı; taşın etkili olması için insan eliyle işlenmemiş olması gerektiği düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri serpantin taşının “kundalini enerjisini” uyandırdığını, meditasyonu derinleştirdiğini, kramp ve sindirim şikâyetlerine iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Serpantinin zehri çektiğine dair hiçbir kanıt yoktur; yılan ya da akrep sokmalarında vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır. Lifli (asbestli) serpantin parçaları ise yaraya ya da cilde sürülmemeli, tozu solunmamalıdır. Serpantinin kramplara ya da sindirime iyi geldiğini gösteren bir çalışma da yoktur.

Antimonit (stibnit)

  • Eski Mısır'dan beri Orta Doğu'da ve Güney Asya'da, göze çekilen sürmenin gözleri serin ve temiz tuttuğuna, görmeyi güçlendirdiğine ve nazardan koruduğuna inanılır.
  • Eskiden Avrupa'da antimon bileşiklerinin insanı kusturup vücudu “arındırarak” pek çok hastalığı iyileştirdiğine inanılırdı; yutulan antimon hapları vücuttan atıldıktan sonra yıkanıp yeniden kullanılırdı.
  • Türkiye'de dinî anlatımlarda, Hz. Muhammed'in tavsiye ettiği rivayet edilen “ismid” sürmesinin (antimonit ya da galenden yapılırdı) görmeyi kuvvetlendirdiğine ve kirpikleri uzattığına inanılır.

Bilim ne diyor? Antimon ve bileşikleri zehirlidir; antimon zehirlenmesi arsenik zehirlenmesine benzer belirtiler verir. Antimonit ya da galen tozu göze sürülmemeli ve ağza alınmamalı; taş suya konup o su kesinlikle içilmemelidir. Türkiye'de satılan geleneksel sürmelerin bir kısmında kurşun bulunabilir; özellikle çocukların gözüne sürülmemelidir.

Galen

  • Eski Mısır'da galenden yapılan siyah sürmenin (kohl) gözleri hastalıklardan ve güneşin keskin ışığından koruduğuna inanılırdı.
  • Yemen gibi bazı bölgelerde annelerin yeni doğan bebeklerin gözüne sürme çektiği, bunun gözleri güçlendirdiğine ve bebeği nazardan koruduğuna inanıldığı bildirilir.
  • Türkiye'de nazara, büyüye ve kötülüğe karşı kurşun döktürme geleneği yaşar: eritilen kurşun suya dökülür, oluşan şekle bakılarak nazar “okunur”. Kurşun, galenden elde edilen metaldir.

Bilim ne diyor? Kurşun eritmek, özellikle kapalı bir odada, zehirli kurşun ve antimon buharı yayar; Ankara Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada yıllardır kurşun döken kadınların kanında antimon düzeyi yüksek bulunmuştur. Galen kurşun sülfürdür ve kurşunlu sürmelerin çocuklarda kandaki kurşun düzeyini yükselttiği, kurşun zehirlenmesine yol açtığı belgelenmiştir; bu yüzden galen ya da içeriği belirsiz sürmeler göze, özellikle de bebeklere sürülmemelidir. Galen suya konup bu su içilmemeli (“taş suyu”), ağza alınmamalı ve tozu solunmamalıdır.

Hematit

  • Plinius'un aktardığına göre Babilli Azchalias, muska olarak taşınan hematitin krallara sunulan dileklerin kabul edilmesini ve davaların kazanılmasını sağladığına inanırdı.
  • Demir cevheri olduğu için savaş tanrısı Mars'la ilişkilendirilen hematitin, vücuda sürüldüğünde savaşçıyı savaşta koruduğuna inanılırdı.
  • Eski Mısır'da hematitin kanamayı durdurduğuna ve iltihabı azalttığına inanılırdı; Ebers Papirüsü onu bu amaçla önerir.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları hematitin kansızlığa iyi geldiğini ve “manyetik hematit” bilekliklerin eklem ağrılarını hafiflettiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de “kantaşı” adıyla da satılan hematitin kan dolaşımını düzenlediği ve tansiyonu dengelediği haber ve kristal terapi sitelerinde yazılır.

Bilim ne diyor? Hematitin kanamayı durdurduğuna, kansızlığı giderdiğine, kan dolaşımını ya da tansiyonu düzenlediğine ya da eklem ağrısını hafiflettiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; tansiyon ve kansızlık hekim işidir; taştaki demir deriden emilmez. Mıknatıslı bilekliklerle yapılan kontrollü çalışmalarda ağrıya plasebodan farklı bir etki bulunmamıştır; “manyetik hematit” ise zaten doğal hematit değildir.

Kalsedon

  • MS 3. ya da 4. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir Yunan taş kitabına göre, kırmızı bir taşla birlikte kalsedon taşıyan bir muskanın denizcileri boğulmaktan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da kalsedonun gece görülen hayaletleri ve korkutucu görüntüleri uzaklaştırdığına inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kalsedonun, özellikle de mavi kalsedonun, sakinleştirdiğini ve iletişimi kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı haber ve kristal terapi siteleri, kalsedonun negatif enerjiyi giderdiğini, enerji ve motivasyon verdiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar kalsedonun kronik hastalıklara, öksürüğe ve uyku sorunlarına iyi geldiğini, stresi ve depresyonu hafiflettiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Kalsedon kimyasal olarak etkisiz silisten oluşur; insanı boğulmaktan, kâbuslardan ya da kaygıdan koruduğuna, enerji verdiğine ya da kronik bir hastalığı, öksürüğü, uykusuzluğu ve depresyonu iyileştirdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Depresyon ve kronik hastalıklar tıbbi tedavi gerektirir; ilaç taşla değiştirilmemeli, kullanılan ilaçlar hekime danışmadan bırakılmamalıdır.

Manyetit

  • Antik çağdan kalma bir inanışa göre uyuyan bir kadının yastığının altına konan mıknatıs taşı, onun eşine sadık olup olmadığını ortaya çıkarırdı.
  • Büyük İskender'le ilgili Doğu efsanelerinde mıknatıs taşının cinlere ve büyüye karşı koruduğuna inanılırdı; ABD'nin güneyindeki halk büyücülüğünde de uğur ve sevgi getirmesi için muska olarak kullanılmıştır.
  • Günümüzde mıknatıslı bilekliklerin ve takıların eklem ağrısını ve romatizmayı hafiflettiği ileri sürülür.
  • Türkiye'de manyetik bileklik, diz ve bel destekleri satan firmalar bu ürünlerin kireçlenmeye, eklem ağrısına ve migrene, hatta çok daha ağır hastalıklara iyi geldiğini öne sürmüştür.

Bilim ne diyor? Kontrollü klinik çalışmaları bir araya getiren bir meta-analiz (Pittler ve arkadaşları, 2007), mıknatısların ağrıyı plasebodan daha fazla azalttığını gösterememiştir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı da 2011'de manyetik alan etkili bu tür ürünlerin iddia edilen tıbbi yararlarının klinik çalışmalardan yoksun olduğunu ve tüketiciyi yanıltıcı olduğunu açıklamıştır. Kalp pili gibi tıbbi cihaz kullananlar güçlü mıknatısları cihazın yakınında taşımamalıdır.

Akik

  • Orta Çağ taş kitaplarında, örneğin 11. yüzyılda Rennes Piskoposu Marbodus'un yazdıklarında, akiğin taşıyanı sevimli ve ikna edici kıldığına ve ona Tanrı'nın lütfunu kazandırdığına inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da akik takılarının uykusuzluğa iyi geldiğine ve tatlı rüyalar gördürdüğüne inanılırdı.
  • 19. yüzyılda Sudan'da, ortasında beyaz bir halka bulunan kahverengi ya da siyah “göz” akiklerinin nazara karşı koruduğuna inanılırdı; bu muskaların çoğu Almanya'daki Idar-Oberstein atölyelerinde kesilirdi.
  • İslam dünyasında, Hz. Muhammed'in akik taşlı bir mühür yüzük taktığı rivayetine dayanılarak akik (çoğunlukla kırmızı karneol) yüzüğün taşıyanı kötülükten ve hasetten koruduğuna inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı dinî içerikli yayınlar, “akik yüzük takan fakir olmaz” sözünü Hz. Muhammed'e atfederek akiğin rızkı ve bereketi artırdığını söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, akiğin kan dolaşımını hızlandırdığını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Akik, silisten oluşan ve kimyasal olarak etkisiz bir kuvars türüdür; uykuyu düzelttiğine, nazardan ya da hasetten koruduğuna, kan dolaşımını hızlandırdığına ya da bir hastalığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; belirtiler sürüyorsa çare taşta değil hekimdedir. “Göz” deseni, iç içe büyüyen silis bantlarının kesitte halka gibi görünmesinden ibarettir. “Akik yüzük takan fakir olmaz” sözü Hz. Peygamber'e atfedilse de hadis bilginlerince güvenilir sayılmaz.

Ametist

  • Antik Yunanlar ametistin sarhoşluğu önlediğine inanırdı; taşın adı da Yunanca “sarhoş olmayan” anlamına gelen amethystos sözcüğünden gelir.
  • İtalyan yazar Camillo Leonardi, 1502'de yayımlanan taş kitabında ametistin kötü düşünceleri uzak tuttuğunu ve zekâyı açtığını yazar.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları ametistin sakinleştirdiğini, uykuya ve stresle başa çıkmaya iyi geldiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin taç çakrayı açtığını, meditasyonu derinleştirdiğini ve “negatif enerjiden” koruduğunu söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin baş ağrısına ve yorgunluğa iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Ametistin sarhoşluğu önlediğine ya da uykuyu düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; baş ağrısını giderdiğine, bağışıklığı güçlendirdiğine ya da bir çakrayı “açtığına” dair de kanıt yoktur; uykusuzluk, kaygı ya da baş ağrısı sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Mineralog George F. Kunz'a göre sarhoşluk inanışı, kırmızımsı taştan oyulmuş bir kaba konan suyun şarap gibi görünmesinden, ama içenin sarhoş olmamasından doğmuş olabilir.

Granat

  • Kan rengini andıran granat gibi kırmızı taşların, taşıyanı yaralanmaya karşı koruduğuna inanılırdı.
  • Orta Çağ'da “karbonkl” adı verilen kırmızı taşların (granat ve yakut) karanlıkta kendi ışığıyla parladığına inanılırdı.
  • Ocak ayının doğum taşı sayılan granatın, o ay doğanlara sadakat ve dostluk getirdiğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı haber siteleri granatın enerji verdiğini, stresi ve ağrıyı hafiflettiğini, kalp rahatsızlıklarına ve hormon dengesine iyi geldiğini yazar.
  • Aynı kaynaklar granatın hafızayı güçlendirdiğini, sınavlarda yardımcı olduğunu ve özgüven verdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Granat kendi ışığıyla parlamaz, yalnızca üzerine düşen ışığı yansıtır; “karanlıkta parlayan karbonkl” anlatıları efsanedir. Granatın yaralanmaya karşı koruduğuna, sadakat getirdiğine, kalbe, hormonlara ya da hafızaya iyi geldiğine dair hiçbir kanıt yoktur; kalp rahatsızlığı olan biri tedavisini taşa bırakmamalıdır.

Kaplan gözü

  • Göze benzeyen ışık bandı nedeniyle kaplan gözünün, öteki kedi gözü taşları gibi, nazara ve kötü bakışlara karşı koruduğuna inanılır.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kaplan gözünün özgüven ve cesaret verdiğini, kararlılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri kaplan gözünün odaklanmayı artırdığını, karar vermeyi kolaylaştırdığını ve olumsuz enerjilere karşı kalkan olduğunu iddia eder.
  • Aynı kaynaklar kaplan gözünün baş ağrısına, migrene ve mide-sindirim sorunlarına iyi geldiğini, çocukların kâbuslarını önlediğini de söyler.

Bilim ne diyor? Kaplan gözünün gözü andıran parıltısı, birbirine paralel liflerin ışığı yansıtmasından doğan fiziksel bir etkidir; taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Ham kaplan gözü asbest lifleri içerdiğinden evde kesilmemeli ya da zımparalanmamalıdır. Taşın baş ağrısını, migreni ya da sindirim sorunlarını giderdiği gösterilmemiştir; süren şikâyetler için hekime başvurulmalıdır.

Labradorit

  • Günümüz kristal terapi kaynakları labradoritin auranın “koruyucusu” olduğunu, sezgiyi güçlendirdiğini ve hayattaki değişim dönemlerinde destek verdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları labradoritin göz sağlığına ve gece görüşüne, eklem ağrılarına, romatizmaya ve yüksek tansiyona iyi geldiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar labradoritin zihni sakinleştirdiğini, kaygıyı ve stresi azalttığını, özgüveni artırdığını söyler.

Bilim ne diyor? Labradoritin gizemli görünen parıltısı, taşın içindeki çok ince feldispat katmanlarında ışığın girişime uğramasıyla oluşan fiziksel bir etkidir; taşın sezgiyi güçlendirdiğine ya da kişiyi koruduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Göz, eklem ya da tansiyon için iddia edilen yararların da kanıtı yoktur; bu rahatsızlıklarda taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemek asıl risktir.

Malakit

  • Eski bir inanışa göre malakit çocuklara özgü bir muskaydı; beşiğe bağlanan bir parçanın kötü ruhları uzak tutup bebeği rahat uyutacağı düşünülürdü.
  • İtalya'nın bazı yörelerinde göz biçimli desenleri olan malakit, “tavus kuşu taşı” adıyla gümüşe takılıp nazara karşı taşınırdı.
  • Almanya'nın bazı bölgelerinde malakitin düşmeye karşı koruduğuna ve yaklaşan bir felaketi parçalara ayrılarak haber verdiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları malakitin olumsuz enerjiyi ve elektronik cihazların “radyasyonunu” emdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları malakitin ağrıyı, adale kasılmalarını, romatizmayı, migreni ve baş dönmesini, araba ve deniz tutmasını hafiflettiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar malakitin kişiyi sakinleştirdiğini, uykuya yardım ettiğini, suçluluk ve korku duygularını uzaklaştırdığını ve hafızayı güçlendirdiğini söyler; taşa “neşe taşı” da denir.

Bilim ne diyor? Malakit bir bakır mineralidir: “Taş suyu” ya da “iksir” yapmak için suya konmamalı, özellikle limonlu ya da sirkeli gibi asitli sıvılarda bekletilmemeli ve ağza alınmamalıdır; asit malakiti çözer ve bakır sıvıya geçer. Malakitin cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaları emdiğine dair hiçbir kanıt yoktur; ağrıyı, migreni, uykusuzluğu ya da hafızayı iyileştirdiği iddiaları da kanıtsızdır.

Oniks

  • Orta Çağ'da ve Arap geleneğinde oniksin hüzün, korkulu rüyalar ve kavga getirdiğine inanılırdı; Arapçada taşın adı “hüzün” anlamına da gelirdi.
  • Hindistan'da boyna takılan oniksin aşk tutkusunu yatıştırdığına inanıldığı aktarılır; buna bağlı olarak oniksin sevgilileri ayırdığı da düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri oniksin ağrıyı ve migreni dindirdiğini, kemik kırıklarının iyileşmesini hızlandırdığını, bağışıklığı güçlendirdiğini, uykuya iyi geldiğini; stresi ve depresyonu azalttığını iddia eder.
  • Aynı siteler oniksin nazara ve kötü enerjiye karşı koruduğunu, özgüven ve sabır verdiğini, ilişkilerde denge sağladığını söyler; yani eski kaynaklardaki uğursuzluk inanışının tersini.

Bilim ne diyor? Oniksin uğursuzluk getirdiğine ya da duyguları etkilediğine dair bir dayanak yoktur; bu inanışın siyah ve beyaz katmanların keskin zıtlığından doğmuş olabileceği düşünülür. Oniks, kuvars ailesinden kimyasal olarak dayanıklı bir taştır; bilinen bir zehirliliği yoktur. Ağrıyı, migreni, bağışıklığı ya da kemik kırığının iyileşmesini etkilediğine dair de bir kanıt yoktur; kırık ve süren ağrılar bir hekim gerektirir.

Zirkon

  • Orta Çağ Avrupa'sında, zirkonun eski adlarından “jacinth” (hyacinth) diye anılan sarımsı kırmızı taşın yolcuları vebaya ve yaralanmalara karşı koruduğuna, uğradıkları hanlarda iyi karşılanmalarını sağladığına inanılırdı.
  • Aynı taşın taşıyanı yıldırımdan koruduğuna ve uyku getirdiğine de inanılırdı; 16. yüzyılda İtalyan hekim Gerolamo Cardano, taktığı jacinth'in kendisini “biraz uykuya yatkın kıldığını” yazmıştır.
  • Kunz'un aktardığı Orta Çağ kayıtlarına göre jacinth, sahibinin servetini artırır ve ona işlerini yürütmede sağduyu verirdi; sahibi ya da yakınındaki biri vebaya yakalanırsa taşın parlaklığını yitirip solacağına da inanılırdı.

Bilim ne diyor? Eski metinlerdeki “jacinth” ve “hyacinth” adları her zaman zirkonu göstermez; safir ve granat gibi başka taşlar için de kullanılmıştır. Zirkonun yıldırımdan, salgın hastalıklardan ya da uykusuzluktan koruduğuna, servet ya da sağduyu getirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur.

Akuamarin

  • MS 3. ya da 4. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir Yunan taş kitabında, denizcilerin taktığı muskalardan birindeki deniz yeşili berilin (büyük olasılıkla akuamarin) korkuyu giderdiğine inanıldığı yazılıdır.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları akuamarinin sakinleştirdiğini ve kişinin kendini ifade etmesini kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, akuamarinin boğaz çakrasıyla uyumlu olduğunu, tiroid sorunlarına ve boğaz ağrısına iyi geldiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar akuamarini ilişkilerde sadakat ve güvenin simgesi sayar ve evlilik mutluluğu için nişan ya da yıldönümü hediyesi olarak önerir.

Bilim ne diyor? Bu inanışlar büyük ölçüde taşın deniz suyunu andıran renginden ve adından beslenir; akuamarinin korkuyu ya da kaygıyı azalttığına, boğaz ve tiroid rahatsızlıklarına iyi geldiğine ya da bir çakrayı güçlendirdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; boğaz ağrısı ya da tiroid şikâyetleri sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Sadakat simgesi olması ise taşın değil, hediye geleneğinin gücüdür.

Gümüş

  • Halk arasında, takılan gümüşün kararmasının nazara ya da vücuttaki bir rahatsızlığa işaret ettiğine inanılır.
  • Avrupa halk inanışlarında gümüşün kötülüğe karşı koruduğuna; kurt adam, cadı ve vampir gibi yaratıkların ancak gümüşle, örneğin gümüş kurşunla yenilebileceğine inanılırdı.
  • Bazı kişiler mikrop öldürdüğü düşüncesiyle “kolloidal gümüş” içer; bu ürünlerin bağışıklığı güçlendirdiği ve birçok hastalığa iyi geldiği ileri sürülür.
  • Türkiye'de bazı haber ve sağlık siteleri “gümüş suyu”nun sinüzit, kulak enfeksiyonu, zatürre, egzama ve sivilce gibi şikâyetlerde kullanıldığını yazar.

Bilim ne diyor? Gümüşün kararması deriden ve havadan gelen kükürtlü bileşiklerle (ter, yumurta, kozmetikler, kirli hava) oluşan kimyasal bir tepkimedir; nazarla ya da hastalıkla ilgisi yoktur. Gümüş iyonlarının mikrop öldürücü etkisi gerçektir ve bazı yara örtülerinde kullanılır, ama kolloidal gümüş içmenin bir hastalığı iyileştirdiği gösterilmemiştir; ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'ne (NIH) göre uzun süre kullanımı derinin çoğunlukla kalıcı olarak mavi-griye dönmesine (argiri) yol açabilir. Gümüş suyunun sinüzit, zatürre ya da cilt hastalıklarını iyileştirdiği gösterilmemiştir; ağızdan alınması argiri riski taşır ve hastalıkta tedavinin yerini tutmaz.

Kehribar

  • Romalı yazar Plinius (MS 1. yüzyıl), kuzey İtalya'daki köylü kadınların kehribar kolyeleri hem süs olarak hem de boğaz ve bademcik rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanıldığı için taktığını aktarır.
  • Plinius'a göre kehribarın, muska olarak takıldığında bebeklere yararlı olduğuna da inanılırdı.
  • Günümüzde bazı satıcılar ve ebeveynler, Baltık kehribarından yapılan diş kolyelerinin deriye süksinik asit bırakarak bebeklerin diş çıkarma ağrısını hafiflettiğine inanır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, boyna takılan kehribar kolyenin guatra, tiroid iltihabına, astım ve bronşite iyi geldiğini iddia eder.
  • Türkiye'de kehribar tespih ve takı satıcıları, kehribarın ciltle temas ettiğinde “negatif iyon” saldığını ve stresi, kaygıyı yatıştırdığını söyler.

Bilim ne diyor? 2019'da yayımlanan bir laboratuvar çalışması, kehribar boncukların vücut sıcaklığında deriden emilecek miktarda süksinik asit bırakmadığını ve süksinik asidin bu düzeylerde iltihap giderici bir etkisi olmadığını göstermiştir. Diş kolyeleri ise bebeklerde boğulma ve boğazın sıkılması gibi ciddi tehlikeler taşır; FDA kullanılmamalarını önerir. Kehribarın guatrı, tiroid hastalıklarını, astımı ya da bronşiti iyileştirdiğine dair de bir kanıt yoktur; bu hastalıklarda tedavi gecikirse durum ağırlaşabilir, bu yüzden hekime başvurmak gerekir. Kehribarın “negatif iyon” saldığına dair ölçülebilir bir kanıt da yoktur.

Lapis lazuli

  • Eski Mısır'da kalbi koruduğuna inanılan muskalar lapis lazuliden yapılır, üzerlerine Ölüler Kitabı'nın belirli bölümleri kazınırdı; altınla süslenmiş lapis göz biçimli muskalar da çok güçlü sayılırdı.
  • Eski taş kitaplarında lapisin hüzne (melankoliye) ve birkaç günde bir yinelenen ateşli hastalıklara iyi geldiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları lapisin “boğaz çakrasıyla” ilişkili olduğunu, iletişimi ve bilgeliği güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları lapis lazulinin hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel netlik sağlayıp doğru karar vermeye yardım ettiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar lapisin stresi azalttığını, özgüveni artırdığını, böbrek ve kemik ağrılarına iyi geldiğini ve cilde temas edecek biçimde taşındığında kaygıya bağlı uykusuzluğa fayda sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Lapisin hüzne, ateşli hastalıklara, iletişim becerisine, hafızaya, böbrek ve kemik ağrılarına, stres ve uykusuzluğa bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Süren kaygı ya da uykusuzluk tıbbi bir sorundur; taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemeyin. Piyasadaki lapislerin bir kısmı boyalı olduğundan, taş suda bekletildiğinde boya suya geçebilir; “taş suyu” hazırlanmamalı, taş ya da tozu ağza alınmamalıdır.

Mercan

  • Antik Roma'da çocukların boynuna asılan mercan dallarının onları dışarıdan gelen tehlikelere karşı koruduğuna inanılırdı.
  • İtalya'da kırmızı mercanın nazara ve büyüye karşı koruduğuna inanılır; bunun için mercanın işlenmemiş olması ve göze çarpacak biçimde takılması gerektiği düşünülürdü.
  • Orta Çağ ve Rönesans Avrupası'nda kırmızı mercanın, takan kişi hastalandığında ya da hastalanmak üzereyken solduğuna inanılırdı.
  • Türkiye'deki bazı haber ve taş satış siteleri, mercanın kaygıyı yatıştırdığını, aşkı ve iletişimi güçlendirdiğini, yaşam enerjisini harekete geçirdiğini ve kötü enerjiye karşı koruduğunu ileri sürer.

Bilim ne diyor? Mercanın rengi takan kişinin sağlığına göre değişmez; kırmızı ve pembe renkler iskeletteki karotenoit pigmentlerinden gelir. Mercan kalsitten oluştuğu için asitli maddeler ve kozmetiklerle cilasını kaybedebilir; nazardan ya da tehlikelerden koruduğuna, kaygıyı yatıştırdığına ya da aşkı ve enerjiyi artırdığına dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Oltu taşı

  • Türkiye'de Oltu taşı tespih çekenlerin vücutlarında biriken statik elektriği attıklarına ve böylece stresten kurtulduklarına inanılır.
  • Roma döneminde jet, nazara karşı koruduğuna inanılan muska ve kolyelerde kullanılırdı.
  • Romalı yazar Plinius, jet yakıldığında çıkan dumanın yılanları kaçırdığını yazmıştır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı yaşam siteleri Oltu taşının stresi ve öfkeyi azalttığını, depresyon belirtilerini hafiflettiğini, özgüven ve cesaret verdiğini, unutkanlığa iyi geldiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar taşın migrene, boğaz ve tiroid rahatsızlıklarına, saç dökülmesine iyi geldiğini ve “antiseptik” etki gösterip enfeksiyonları önlediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Oltu taşı elektriği iletmeyen (yalıtkan) bir maddedir; sürtününce elektriklenmesi de bundandır. Bu yüzden vücuttaki statik elektriği “çekip atması” mümkün değildir; tespih çekmenin bir rahatlatıcı etkisi varsa, bu tespihin hangi maddeden yapıldığına bağlı değildir. Oltu taşının depresyona, migrene, tiroide ya da enfeksiyonlara iyi geldiğini gösteren bir çalışma da yoktur; bu durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Opal

  • Orta Çağ'da opalın göz hastalıklarına iyi geldiğine ve sahibini görünmez yapabildiğine inanılırdı; bu yüzden opal “hırsızların koruyucusu” diye de anılırdı.
  • Eski Yunanlıların opalın sahibine kehanet yeteneği verdiğine ve onu hastalıklardan koruduğuna inandığı aktarılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları opalın duyguları güçlendirdiğini ve yaratıcılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri opalin göz sağlığına, eklem ağrılarına ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini, ağır metalleri ve zehirleri bedenden attığını söyler; taşa halk arasında “panzehir taşı” da denir.
  • Aynı siteler opalin stresi azalttığını, özgüven ve yaratıcılık verdiğini, umut ve sevgi aşıladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Opalın renkleri, içindeki minicik silis kürelerinin ışığı kırınıma uğratmasından gelir; gözleri iyileştirdiğine ya da hastalıklardan koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Göz şikâyetlerinde bir göz hekimine başvurulmalıdır. Opalin böbrek ya da eklem rahatsızlıklarına iyi geldiği, bedenden ağır metal ve zehir attığı iddiaları da kanıtsızdır; gerçek bir zehirlenmede taşın hiçbir koruyuculuğu yoktur, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bazı opaller suyu emdiği için “taş suyu” yapmak amacıyla suda bekletilmesi taşa da zarar verebilir.

Peridot

  • Peridotu ışıkla ve güneşle özdeşleştiren eski inanışlara göre, özellikle altına takıldığında sahibini “gecenin dehşetlerinden”, yani kâbuslardan ve korkulardan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski bir inanışa göre kötü ruhlardan korunmak için peridot delinip eşek kılına dizilir ve sol kola bağlanırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları peridotun kıskançlık ve öfke gibi duyguları yatıştırdığını, bolluk ve iyi şans getirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot) taşının kalp çakrasını dengelediğini, vücudu arındırdığını, mide ve sindirim sorunlarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Peridotun kâbusları önlediğine ya da duyguları etkilediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. George F. Kunz'a göre bu inanışlar, taşın karanlığı dağıtan güneşle özdeşleştirilmesinden doğmuştur. Peridotun mideye, sindirime ya da kalbe iyi geldiğine veya bedeni “arındırdığına” dair bir kanıt yoktur.

Topaz

  • 12. yüzyılda Bingenli Hildegard, şarapta üç gün bekletilen bir topazla gözlerin hafifçe ıslatılmasının görme bulanıklığını gidereceğini yazmıştır.
  • Rönesans Avrupa'sında topazın büyüleri bozduğuna ve öfkeyi yatıştırdığına inanılırdı.
  • GIA'ya göre Hindistan'da yüzyıllardır, kalbin üzerinde taşınan topazın uzun ömür, güzellik ve zekâ getirdiğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri topazın şans, bolluk ve para getirdiğini, yaratıcılığı ve kendini ifade etmeyi güçlendirdiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar mavi topazın boğaz çakrasını açtığını, stresi azalttığını, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediğini de ileri sürer.

Bilim ne diyor? Eski metinlerde “topaz” adı çoğu zaman bugünkü topaz için değil, yeşilimsi peridot ya da başka sarı taşlar için kullanıldığından bu inanışların hangi taşa ait olduğu bile belirsizdir. Gözlere taş ya da taşın bekletildiği bir sıvı sürülmemelidir; görme sorunu olanlar bir göz hekimine başvurmalıdır. Topazın şans ya da para getirdiği, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediği gösterilmemiştir; piyasadaki mavi topazların renginin de neredeyse hep ışınlama ve ısıl işlemle elde edildiği unutulmamalıdır.

Turkuaz

  • 13. yüzyıldan kalma Avrupa taş kitaplarında, turkuazın taşıyanı düşmelerde, özellikle attan düşünce yaralanmaktan koruduğuna inanılırdı; Türklerin bu taşları atlarının dizginlerine taktığı da anlatılır.
  • Anadolu'da ve Orta Doğu'da firuzenin nazara karşı koruduğuna inanılır; bu yüzden yüzük, küpe ve nazarlıklarda kullanılır.
  • Avrupa'da uzun süre turkuazın, sahibi hastalandığında ya da başına bir kötülük geleceğinde rengini kaybettiğine inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları turkuazın koruduğunu ve iletişimi güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri turkuazın şans getirdiğini, olumsuz enerjiyi uzaklaştırdığını, kan akışını hızlandırdığını ve kalp hastalıklarından koruduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Turkuazın rengi sahibinin sağlığına ya da başına gelecek olaylara göre değil, gözenekli yapısına giren ter, yağ ve kozmetiklere bağlı olarak değişir; mavi renk bu yüzden zamanla yeşile dönebilir. Taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur; turkuazın kan akışını hızlandırdığı ya da kalp hastalıklarından koruduğu da gösterilmemiştir, kalp sağlığı için hekim önerileri izlenmelidir.

Yeşim

  • 16. yüzyılda İspanyollar, Orta Amerika yerlilerinin yeşimi böğür ve böbrek ağrılarına karşı kullandığını Avrupa'ya aktardı; “jade” (İspanyolca piedra de ijada, “böğür taşı”) ve “nefrit” (Yunanca nephros, “böbrek”) adları bu inanıştan doğmuştur.
  • Çin'de yeşimi yanında taşıyıp elde ovuşturmanın taşın erdemini bedene geçirdiğine inanılırdı; çocukların boynuna takılan asma kilit biçimli yeşim muskaların onları hastalıklardan koruduğu düşünülürdü.
  • Eski Çin'de ölülerin ağzına konan “ağız yeşimi” gibi mezar yeşimlerinin ölüyü koruduğuna inanılırdı.
  • Günümüzde yüz masajında kullanılan yeşim rulolarının cildi sıkılaştırdığı ve gençleştirdiği ileri sürülür.
  • Türkiye'de bazı gazete ve haber siteleri yeşimin böbrekler üzerinde olumlu etkileri olduğunu (Çin tıbbına dayandırarak), fiziksel dengeyi sağladığını, sabır ve hoşgörüyü artırdığını yazar.

Bilim ne diyor? Yeşimin böbrek hastalıklarını iyileştirdiğine ya da cildi gençleştirdiğine, bedensel dengeyi sağladığına ya da sabrı artırdığına dair bilimsel bir kanıt yoktur; böbrek rahatsızlığı olan biri tedavisini taşa bırakmamalıdır. Kunz'a göre böbrek inancını Avrupa'ya yayan İspanyolların, taşın değerini artırmak için bu iddiayı uydurmuş olması da mümkündür. Rulo masajının verdiği kısa süreli serinlik herhangi bir soğuk, pürüzsüz yüzeyle de elde edilir; “yeşim” diye satılan ruloların bir kısmı ise gerçek yeşim değildir.

İnci

  • Geleneksel Çin tıbbında öğütülmüş inci tozu ilaç ve güzellik ürünü olarak kullanılır; cildi güzelleştirdiğine ve zihni yatıştırdığına inanılır.
  • Hindistan'ın geleneksel tıbbı Ayurveda'da inci tozunun sindirimi uyardığı ve ruhsal rahatsızlıklara iyi geldiği ileri sürülür.
  • Bazı halk inanışlarına göre inci gözyaşını simgeler; gelinin düğün gününde inci takmasının evliliğe gözyaşı getireceğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri incinin aya bağlı olduğunu, duygusal dengeyi sağladığını, sinir sistemini güçlendirdiğini, stresi ve kaygıyı azalttığını iddia eder.

Bilim ne diyor? İnci büyük ölçüde kalsiyum karbonattır, yani kimyasal olarak tebeşir ve kireçtaşıyla aynı maddedir; inci tozunun sıradan bir kalsiyum kaynağından farklı bir etkisi olduğu bilimsel olarak gösterilmemiştir. İncinin gözyaşı ya da uğursuzluk getirdiği inancının da hiçbir dayanağı yoktur. Taş satıcılarının incinin sinir sistemini güçlendirdiği ya da stresi azalttığı iddiasını destekleyen bir çalışma yoktur; inci takısının verdiği iyi his, güzel bir nesneyi taşımanın verdiği hoşnutluktan gelir.

Safir

  • Antik çağ yazarı Damigeron'a göre krallar safiri boyunlarına takar, onun kendilerini kötülükten ve kıskançlıktan koruduğuna, tanrıların lütfunu kazandırdığına inanırdı.
  • Orta Çağ'da safirin zehri etkisiz kıldığına, gözleri temizleyip görmeyi koruduğuna inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde mavi safir Satürn'ün taşı sayılır; kimine büyük şans, kimine felaket getirebileceğine inanıldığı için önce birkaç gün denenerek takılması öğütlenir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı ve bilgeliği artırdığını, uykusuzluğa iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Safirin zehri etkisiz kıldığına ya da görmeyi düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; korindon kimyasal olarak son derece dayanıklıdır ve temas ettiği suya ya da bedene hiçbir madde salmaz. Göz şikâyetlerinde göz hekimine başvurulmalıdır. Safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı artırdığını ya da uykusuzluğu giderdiğini gösteren bir çalışma da yoktur; süren uykusuzluk için doktora başvurulmalıdır.

Yakut

  • Eski Hint taş kitaplarında yakut “değerli taşların kralı” (ratnaraj) sayılır; kusursuz bir yakuta sahip olanın düşmanları arasında bile güvende olacağına inanılırdı.
  • Sir John Mandeville'e atfedilen 14. yüzyıl metnine göre parlak bir yakutun sahibini bütün tehlikelerden koruduğuna, evini ve bağını fırtınadan sakındığına inanılırdı.
  • Myanmar'da (Burma) deri altına yerleştirilen bir yakutun, sahibini mızrağa, kılıca ve kurşuna karşı yaralanmaz kıldığına inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde yakut Güneş'in taşı sayılır; bugün de Güneş'in etkisini güçlendirdiği düşüncesiyle yüzüğe takılması önerilir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri yakutun kalbe ve kan dolaşımına iyi geldiğini, cesaret, tutku ve enerji verdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Yakutun koruyucu ya da yaralanmazlık veren bir gücü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur; bu inanışlar büyük ölçüde taşın ateşi ve kanı andıran renginden doğmuştur. Taşın deri altına yerleştirilmesi gibi uygulamalar ciddi enfeksiyon riski taşır. Yakutun kalbe, kan dolaşımına iyi geldiğini ya da insana cesaret ve enerji verdiğini gösteren bir çalışma da yoktur.

Zümrüt

  • Plinius, zümrüdün yorulan gözü dinlendirdiğini yazmıştır; Roma döneminde taş oymacılarının gözlerini dinlendirmek için tezgâhlarında zümrüt bulundurduğu anlatılır.
  • Orta Çağ'dan 17. yüzyıla kadar Avrupalı ve Arap yazarlar, zümrüdün zehre karşı panzehir olduğuna, sara (epilepsi) ve dizanteriyi iyileştirdiğine inanırdı.
  • Zümrüdün geleceği gösterdiğine ve yalanı ortaya çıkardığına inanılırdı; yakınında zümrüt bulunan bir büyücünün büyüsünün işlemeyeceği düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, zümrüdün “kalp çakrasını” açtığını, sevgiyi ve sadakati güçlendirdiğini, kalbe ve sinir sistemine iyi geldiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar zümrüdün bolluk ve bereket getirdiğini, Mayıs ayında doğanlara şans verdiğini söyler; zümrüt gerçekten Mayıs'ın modern doğum taşı olarak kabul edilir.

Bilim ne diyor? Yeşil bir şeye bakmak gözü dinlendirebilir, ama bu zümrüde özgü bir etki değildir; zümrüdün zehirlenmeyi, epilepsiyi, kalp ve sinir hastalıklarını ya da göz hastalıklarını iyileştirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur. “Çakra” ve “bolluk getirme” iddiaları ise ölçülemez; bunlar, yeşil rengin ve zümrüdün değerinin sevgi ve bereketle eşleştirilmesinden doğan bir gelenektir. Eski reçetelerdeki gibi öğütülmüş zümrüt yutmak, sert ve keskin kırıntıları nedeniyle zararlı olabilir.

Obsidiyen

  • Aztekler cilalı obsidiyen aynaların görüler gösterdiğine ve geleceği bildirdiğine inanırdı; bu aynalar adı “Tüten Ayna” anlamına gelen büyü tanrısı Tezcatlipoca ile ilişkilendirilirdi.
  • 16. yüzyılda İngiliz bilgin John Dee'nin, Meksika'dan Avrupa'ya getirilmiş bir obsidiyen aynayı ruhlarla iletişim kurmak için kullandığı anlatılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları obsidiyenin kişiyi olumsuz enerjiden koruduğunu ve bu enerjiyi “emdiğini” ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri obsidiyeni “güçlü bir koruma taşı” olarak tanıtır; negatif enerjilere karşı kalkan oluşturduğunu ve karar verirken zihni berraklaştırdığını söyler.

Bilim ne diyor? Karanlık ve parlak bir yüzeye uzun süre bakmak, beynin kendi ürettiği görüntüleri görmeye yol açabilir; obsidiyen aynanın geleceği gösterdiğine ya da taşın kişiyi koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Ham ya da kırık obsidiyenin kenarları jilet gibi keskindir; bu tür parçalar ciltte gezdirilmemelidir.

Konglomera

  • İngiltere'nin Hertfordshire yöresinde “puddingstone” denen çakmaktaşı çakıllı konglomeranın büyüye karşı koruduğuna inanılırdı; 1662'de cadılıkla suçlanan bir kadının mezarından çıkamaması için tabutunun üstüne bu taştan bir parça konduğu kayıtlıdır.
  • Aynı yörede bu taşların kendi kendine çoğaldığına inanılırdı; bu yüzden onlara “büyüyen taş” ya da “yavrulayan taş” da denirdi.

Bilim ne diyor? Konglomera büyümez ve çoğalmaz: İçindeki çakıllar milyonlarca yıl önce bir akarsuda ya da kıyıda birikip doğal bir çimentoyla birbirine yapışmıştır. Bu taşın büyüye karşı koruduğuna dair de hiçbir kanıt yoktur.

Nazar boncuğu

  • Anadolu'da ve Akdeniz çevresinde nazar boncuğunun, kıskanç ya da kötü bakışlardan gelen “nazarı” üzerine çekerek taşıyanı koruduğuna inanılır; bu yüzden bebeklere, yeni evlere, arabalara ve iş yerlerine takılır.
  • Halk inanışına göre nazar boncuğu çatlar ya da kırılırsa, çok güçlü bir nazarı üzerine alıp sahibini korumuş demektir ve yenisiyle değiştirilmelidir.
  • Mavi rengin kötülüğe karşı kalkan olduğuna inanılır. Bir açıklamaya göre bu inanç, Akdeniz ve Orta Doğu'da seyrek görülen mavi gözlü insanların bakışının nazar değdirdiği düşüncesinden doğmuştur.

Bilim ne diyor? Nazara karşı korunma bilimin sınayabileceği bir iddia değil, köklü bir kültürel inanıştır; nazar boncuğu da zararsız ve sevilen bir gelenek olarak yaşar. Boncuğun çatlaması ise cam içindeki iç gerilimlerden, sıcaklık değişimlerinden ya da darbelerden kaynaklanır. Nazar boncuğu, bebekler ve çocuklar için alınması gereken gerçek güvenlik önlemlerinin yerini tutmamalıdır; küçük boncuklar bebeklerin ağzına girerse boğulma tehlikesi yaratabilir.

Demir meteorit

  • ABD'nin Oregon eyaletindeki Clackamas halkı ve onların torunları, Tomanowos adını verdikleri Willamette demir meteoritini kutsal sayar; savaşçılar oklarını taşın çukurlarında biriken yağmur suyuna batırırlarsa savaşta başarılı olacaklarına inanırdı.
  • Günümüzde bazı satıcılar, meteorit parçalarının “uzaydan gelen” özel bir güç taşıdığını ve taşıyanı koruduğunu ileri sürer.

Bilim ne diyor? Meteoritlerin taşıyana güç ya da koruma sağladığına dair hiçbir kanıt yoktur; bilim için değerleri, Güneş Sistemi'nin ilk dönemine ait bilgi taşımalarından gelir. “Meteorit” diye satılan parçaların bir kısmı cüruf ya da sanayi demiridir; güvenilir bir kaynaktan ve resmî kaydı olan örnekler tercih edilmelidir.

Elmas

  • Orta Çağ Avrupası'nda elmasın, sertliği yüzünden taşıyana güç, cesaret ve zafer kazandırdığına inanılırdı; 11. yüzyılda Marbodus, altına takılıp sol kolda taşınan elmasın gece hayaletlerini uzaklaştırdığını yazmıştır.
  • Elmasın karı koca arasındaki sevgiyi artıran bir “barışma taşı” olduğuna da inanılırdı.
  • Eski Hint taş kitaplarında elmasın, rengine göre sahibine güç, dost, zenginlik ve şans getirdiğine inanılırdı.

Bilim ne diyor? Elmas, kimyasal olarak çok kararlı saf karbondan oluşan bir mineraldir; taşıyana cesaret, şans ya da güç verdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Kunz'un da belirttiği gibi bu inanışların çoğu, taşın olağanüstü sertliğinden ve berraklığından türetilmiştir.