Zihin, odak ve hafıza: hangi taşlara inanılır, bilim ne diyor?

Bu bölüm inanışları aktarır; sağlık bilgisi değildir. Bu iddiaları destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur ve hiçbir taş tedavinin yerine geçmez.

Bilim ne diyor?

Bilimle çelişki: Orta: kanıtsız iddia

Taşların dikkati, hafızayı ya da zekâyı artırdığına dair kanıt yoktur.

Bu alanda anılan taşlar (31)

Apatit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları, özellikle mavi apatitin iştahı bastırdığını ve kilo vermeye yardım ettiğini ileri sürer.
  • Aynı çevrelerde, kemik ve dişlerdeki minerale benzediği için apatitin kemikleri ve dişleri güçlendirdiği de ileri sürülür.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, apatitin öğrenmeyi, ezberi ve çalışma şevkini artırdığını, iletişimi kolaylaştırdığını söyler.
  • Aynı kaynaklar, apatitin “yüksek titreşimli enerjisiyle” olumsuz enerjileri uzaklaştırdığını ve ruhsal koruma sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? İştahla ilgili inanış büyük olasılıkla adın İngilizcedeki “appetite” (iştah) sözcüğüne benzemesinden doğmuştur; oysa ad “aldatmak” anlamındaki Yunanca sözcükten gelir. Kemik ve dişler için gereken kalsiyum ve fosfor besinlerle alınır; apatit takmanın ya da yanında taşımanın bunlara bir katkısı yoktur. Apatitin öğrenmeyi, hafızayı ya da çalışma isteğini artırdığına, “enerjisiyle” koruma sağladığına dair de bir kanıt yoktur.

Kuvars

  • Orta Çağ'dan beri dağ kristalinden yapılmış kürelere uzun süre bakarak geleceğin ve gizli şeylerin görülebileceğine inanılır; bu falcılık yöntemine kristal küre falı denir.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları berrak kuvarsı “usta şifacı” olarak tanıtır; enerjiyi artırdığını ve başka taşların etkisini güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri berrak kuvarsın (necef taşı, dağ kristali) çevredeki “negatif enerjiyi” temizlediğini, odaklanmayı ve hafızayı güçlendirdiğini, bütün çakraları dengelediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Kuvarsın piezoelektrik özelliği gerçektir, ama kristal ancak mekanik olarak sıkıştırıldığında küçük bir elektrik gerilimi üretir; elde tutulan bir taş vücudu etkileyen bir enerji yaymaz. 2001'de duyurulan bir deneyde, kuvars sandıkları sahte taşları tutan katılımcılar gerçek kuvars tutanlarla aynı hisleri bildirdi; bu, etkinin telkinden (plasebo) kaynaklandığını gösterir. Kuvarsın çevreyi, bedeni ya da aurayı “temizlediğine”, odaklanma ve hafızayı artırdığına dair de bir kanıt yoktur.

Ortoklaz

  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri ortoklazın stresi azalttığını, özgüven ve cesaret verdiğini, odaklanmayı ve zihinsel netliği artırdığını söyler.
  • Aynı siteler ortoklazın bağışıklığı güçlendirdiğini, mide ve bağırsak sorunlarına iyi geldiğini ve uykusuzluğu hafiflettiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Bu iddiaları destekleyen bir çalışma yoktur. Ortoklaz, yer kabuğunda çok yaygın olan potasyumlu feldispattır; seramik ve cam sanayisindeki kullanımı dışında bedene ya da ruha bir etkisi bilinmez. Süren uyku ya da sindirim sorunlarında bir hekime başvurulmalıdır.

Kalsedon

  • MS 3. ya da 4. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir Yunan taş kitabına göre, kırmızı bir taşla birlikte kalsedon taşıyan bir muskanın denizcileri boğulmaktan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da kalsedonun gece görülen hayaletleri ve korkutucu görüntüleri uzaklaştırdığına inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kalsedonun, özellikle de mavi kalsedonun, sakinleştirdiğini ve iletişimi kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı haber ve kristal terapi siteleri, kalsedonun negatif enerjiyi giderdiğini, enerji ve motivasyon verdiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar kalsedonun kronik hastalıklara, öksürüğe ve uyku sorunlarına iyi geldiğini, stresi ve depresyonu hafiflettiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Kalsedon kimyasal olarak etkisiz silisten oluşur; insanı boğulmaktan, kâbuslardan ya da kaygıdan koruduğuna, enerji verdiğine ya da kronik bir hastalığı, öksürüğü, uykusuzluğu ve depresyonu iyileştirdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Depresyon ve kronik hastalıklar tıbbi tedavi gerektirir; ilaç taşla değiştirilmemeli, kullanılan ilaçlar hekime danışmadan bırakılmamalıdır.

Sfalerit

  • Kristal terapi siteleri sfaleritin özgüveni ve yaratıcılığı artırdığını, tükenmişlikten sonra enerjiyi yenilediğini, çakraları dengelediğini ve sindirim organlarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Bu iddiaların hiçbiri ölçümle ya da kontrollü bir çalışmayla desteklenmemiştir. Sfalerit bir çinko sülfürdür; içinde çoğu zaman kadmiyum gibi zehirli metaller bulunur, çoğu örnek de kurşun minerali galenle iç içe çıkar. Bu yüzden suya konup içilmemeli, tozu solunmamalı, elle tutulduktan sonra eller yıkanmalıdır. Sindirim şikâyetleri için bir taşa değil, hekime başvurulmalıdır.

Zoisit

  • Kristal terapi siteleri zoisitin, özellikle yakutlu zoisitin (anyolit), kalp çakrasını açtığını, sevgi ve şefkati artırdığını, eski duygusal yaraları iyileştirdiğini ve yaratıcılığı ile özgüveni güçlendirdiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar zoisitin bağışıklığı ve canlılığı artırdığını, iltihabı azalttığını, vücudu “arındırdığını” ve alerjilere iyi geldiğini de ileri sürer.

Bilim ne diyor? Bu iddiaların hiçbiri ölçümle ya da kontrollü bir çalışmayla desteklenmemiştir. Zoisit iltihabı azaltmaz, bağışıklığı güçlendirmez, alerjiyi geçirmez; alerji ve süren hastalıklar için hekime başvurulmalıdır. Duygusal yaralar için de bir taşa değil, gerektiğinde ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır.

Akik

  • Orta Çağ taş kitaplarında, örneğin 11. yüzyılda Rennes Piskoposu Marbodus'un yazdıklarında, akiğin taşıyanı sevimli ve ikna edici kıldığına ve ona Tanrı'nın lütfunu kazandırdığına inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da akik takılarının uykusuzluğa iyi geldiğine ve tatlı rüyalar gördürdüğüne inanılırdı.
  • 19. yüzyılda Sudan'da, ortasında beyaz bir halka bulunan kahverengi ya da siyah “göz” akiklerinin nazara karşı koruduğuna inanılırdı; bu muskaların çoğu Almanya'daki Idar-Oberstein atölyelerinde kesilirdi.
  • İslam dünyasında, Hz. Muhammed'in akik taşlı bir mühür yüzük taktığı rivayetine dayanılarak akik (çoğunlukla kırmızı karneol) yüzüğün taşıyanı kötülükten ve hasetten koruduğuna inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı dinî içerikli yayınlar, “akik yüzük takan fakir olmaz” sözünü Hz. Muhammed'e atfederek akiğin rızkı ve bereketi artırdığını söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, akiğin kan dolaşımını hızlandırdığını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Akik, silisten oluşan ve kimyasal olarak etkisiz bir kuvars türüdür; uykuyu düzelttiğine, nazardan ya da hasetten koruduğuna, kan dolaşımını hızlandırdığına ya da bir hastalığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; belirtiler sürüyorsa çare taşta değil hekimdedir. “Göz” deseni, iç içe büyüyen silis bantlarının kesitte halka gibi görünmesinden ibarettir. “Akik yüzük takan fakir olmaz” sözü Hz. Peygamber'e atfedilse de hadis bilginlerince güvenilir sayılmaz.

Ametist

  • Antik Yunanlar ametistin sarhoşluğu önlediğine inanırdı; taşın adı da Yunanca “sarhoş olmayan” anlamına gelen amethystos sözcüğünden gelir.
  • İtalyan yazar Camillo Leonardi, 1502'de yayımlanan taş kitabında ametistin kötü düşünceleri uzak tuttuğunu ve zekâyı açtığını yazar.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları ametistin sakinleştirdiğini, uykuya ve stresle başa çıkmaya iyi geldiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin taç çakrayı açtığını, meditasyonu derinleştirdiğini ve “negatif enerjiden” koruduğunu söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin baş ağrısına ve yorgunluğa iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Ametistin sarhoşluğu önlediğine ya da uykuyu düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; baş ağrısını giderdiğine, bağışıklığı güçlendirdiğine ya da bir çakrayı “açtığına” dair de kanıt yoktur; uykusuzluk, kaygı ya da baş ağrısı sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Mineralog George F. Kunz'a göre sarhoşluk inanışı, kırmızımsı taştan oyulmuş bir kaba konan suyun şarap gibi görünmesinden, ama içenin sarhoş olmamasından doğmuş olabilir.

Azurit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları azuritin sezgiyi güçlendirdiğini ve zihni berraklaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, azuritin üçüncü göz çakrasını açtığını ve “psişik yetenekleri” geliştirdiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar azuritin romatizma ve eklem ağrılarına, göz yorgunluğuna iyi geldiğini ve bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Azuritin sezgi ya da zihin üzerinde bir etkisi olduğuna, bir çakrayı açtığına ya da romatizmaya, eklem ağrısına, göz yorgunluğuna ve bağışıklığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; ağrı ve eklem şikâyetleri sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Azurit bir bakır mineralidir: suya ya da içeceğe konup “taş suyu” yapılmamalı, ağza alınmamalı ve tozu solunmamalıdır; asitli sıvılarda çözünerek bakır bırakabilir.

Beril

  • Orta Çağ yazarı Arnoldus Saxo (13. yüzyıl), berilin taşıyanı savaşta ve davada düşmanlarına karşı yenilmez kıldığına, zekâyı açıp tembelliği giderdiğine inanıldığını yazar.
  • Konrad von Megenberg'in 14. yüzyılda yazdığı “Doğa Kitabı”nda berilin evli çiftlerin sevgisini yeniden canlandırdığı ileri sürülür.
  • Kristale bakarak gelecekten haber verdiklerini söyleyen falcılar, cilalı beril kürelerini sık sık kaya kristaline yeğlerdi; berilin daha çok “görüntü” gösterdiğine inanırdı.
  • Türkiye'de taş siteleri ve bazı haber siteleri, özellikle mavi-yeşil berilin sakinlik verdiğini, iletişimi güçlendirdiğini ve sözlü sınavdan önce taşınırsa başarıyı artırdığını söyler.
  • Aynı kaynaklar berilin boğaz çakrasıyla uyumlu olduğunu ve tiroid sorunlarına destek olduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Berilin bu güçlere sahip olduğuna, sınav başarısını artırdığına, bir çakrayla uyumlu olduğuna ya da tiroid sorunlarına iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; tiroid şikâyetlerinde hekime başvurmak gerekir. Parlak bir küreye uzun süre bakan kişinin gördüğü “görüntüler” taştan değil, kişinin kendi zihninden kaynaklanan yanılsamalardır.

Fluorit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları fluoritin zihni toparladığını, odaklanmaya ve öğrenmeye yardım ettiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, fluoritin bağışıklığı güçlendirdiğini, enfeksiyonlara direnci artırdığını, içindeki flor sayesinde kemikleri ve dişleri sağlamlaştırdığını iddia eder.
  • Aynı sitelerde fluoritin “taç” ve “üçüncü göz” çakralarını açtığı ve çevredeki olumsuz enerjiyi emdiği söylenir.

Bilim ne diyor? Fluoritin dikkati ya da öğrenmeyi artırdığına dair bilimsel bir kanıt yoktur. Taştaki flor, kalsiyum florür olarak kristale sıkıca bağlıdır; fluoriti taşımak ya da dokunmak bağışıklığı, kemikleri ya da dişleri güçlendirmez, “çakra” ve “enerji emme” iddiaları ise ölçülemez. Taşı suya koyup bu suyu içmek önerilmez: fluorit az da olsa suda çözünerek florür bırakır ve damarlarda sık sık galen gibi kurşunlu minerallerle birlikte bulunur.

Granat

  • Kan rengini andıran granat gibi kırmızı taşların, taşıyanı yaralanmaya karşı koruduğuna inanılırdı.
  • Orta Çağ'da “karbonkl” adı verilen kırmızı taşların (granat ve yakut) karanlıkta kendi ışığıyla parladığına inanılırdı.
  • Ocak ayının doğum taşı sayılan granatın, o ay doğanlara sadakat ve dostluk getirdiğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı haber siteleri granatın enerji verdiğini, stresi ve ağrıyı hafiflettiğini, kalp rahatsızlıklarına ve hormon dengesine iyi geldiğini yazar.
  • Aynı kaynaklar granatın hafızayı güçlendirdiğini, sınavlarda yardımcı olduğunu ve özgüven verdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Granat kendi ışığıyla parlamaz, yalnızca üzerine düşen ışığı yansıtır; “karanlıkta parlayan karbonkl” anlatıları efsanedir. Granatın yaralanmaya karşı koruduğuna, sadakat getirdiğine, kalbe, hormonlara ya da hafızaya iyi geldiğine dair hiçbir kanıt yoktur; kalp rahatsızlığı olan biri tedavisini taşa bırakmamalıdır.

Kaplan gözü

  • Göze benzeyen ışık bandı nedeniyle kaplan gözünün, öteki kedi gözü taşları gibi, nazara ve kötü bakışlara karşı koruduğuna inanılır.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kaplan gözünün özgüven ve cesaret verdiğini, kararlılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri kaplan gözünün odaklanmayı artırdığını, karar vermeyi kolaylaştırdığını ve olumsuz enerjilere karşı kalkan olduğunu iddia eder.
  • Aynı kaynaklar kaplan gözünün baş ağrısına, migrene ve mide-sindirim sorunlarına iyi geldiğini, çocukların kâbuslarını önlediğini de söyler.

Bilim ne diyor? Kaplan gözünün gözü andıran parıltısı, birbirine paralel liflerin ışığı yansıtmasından doğan fiziksel bir etkidir; taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Ham kaplan gözü asbest lifleri içerdiğinden evde kesilmemeli ya da zımparalanmamalıdır. Taşın baş ağrısını, migreni ya da sindirim sorunlarını giderdiği gösterilmemiştir; süren şikâyetler için hekime başvurulmalıdır.

Kristal ve necef taşı (dağ kristali)

  • Orta Çağ'dan beri dağ kristalinden yapılmış kürelere bakarak geleceğin görülebileceğine inanılır (kristal küre falı).
  • Günümüzde taş satıcıları ve kristal terapisi kaynakları, necef taşının evdeki ve insanın üzerindeki “negatif enerjiyi” temizlediğini, zihni berraklaştırıp odaklanmayı artırdığını ileri sürer.
  • Aynı kaynaklar, kristallerin ay ışığında ya da tuzlu suda bekletilerek “arındırılması” gerektiğini söyler.

Bilim ne diyor? Dağ kristalinin enerjiyi temizlediğine, zihni güçlendirdiğine ya da geleceği gösterdiğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Kuvarsın gerçek bir fiziksel özelliği olan piezoelektrik, yalnızca kristal sıkıştırıldığında çok küçük ölçekte elektrik üretir ve insan bedenini etkilemez. Kristalleri tuzlu suda bekletmek ise bazı yumuşak ya da suya duyarlı minerallere zarar verebilir.

Labradorit

  • Günümüz kristal terapi kaynakları labradoritin auranın “koruyucusu” olduğunu, sezgiyi güçlendirdiğini ve hayattaki değişim dönemlerinde destek verdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları labradoritin göz sağlığına ve gece görüşüne, eklem ağrılarına, romatizmaya ve yüksek tansiyona iyi geldiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar labradoritin zihni sakinleştirdiğini, kaygıyı ve stresi azalttığını, özgüveni artırdığını söyler.

Bilim ne diyor? Labradoritin gizemli görünen parıltısı, taşın içindeki çok ince feldispat katmanlarında ışığın girişime uğramasıyla oluşan fiziksel bir etkidir; taşın sezgiyi güçlendirdiğine ya da kişiyi koruduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Göz, eklem ya da tansiyon için iddia edilen yararların da kanıtı yoktur; bu rahatsızlıklarda taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemek asıl risktir.

Malakit

  • Eski bir inanışa göre malakit çocuklara özgü bir muskaydı; beşiğe bağlanan bir parçanın kötü ruhları uzak tutup bebeği rahat uyutacağı düşünülürdü.
  • İtalya'nın bazı yörelerinde göz biçimli desenleri olan malakit, “tavus kuşu taşı” adıyla gümüşe takılıp nazara karşı taşınırdı.
  • Almanya'nın bazı bölgelerinde malakitin düşmeye karşı koruduğuna ve yaklaşan bir felaketi parçalara ayrılarak haber verdiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları malakitin olumsuz enerjiyi ve elektronik cihazların “radyasyonunu” emdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları malakitin ağrıyı, adale kasılmalarını, romatizmayı, migreni ve baş dönmesini, araba ve deniz tutmasını hafiflettiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar malakitin kişiyi sakinleştirdiğini, uykuya yardım ettiğini, suçluluk ve korku duygularını uzaklaştırdığını ve hafızayı güçlendirdiğini söyler; taşa “neşe taşı” da denir.

Bilim ne diyor? Malakit bir bakır mineralidir: “Taş suyu” ya da “iksir” yapmak için suya konmamalı, özellikle limonlu ya da sirkeli gibi asitli sıvılarda bekletilmemeli ve ağza alınmamalıdır; asit malakiti çözer ve bakır sıvıya geçer. Malakitin cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaları emdiğine dair hiçbir kanıt yoktur; ağrıyı, migreni, uykusuzluğu ya da hafızayı iyileştirdiği iddiaları da kanıtsızdır.

Zirkon

  • Orta Çağ Avrupa'sında, zirkonun eski adlarından “jacinth” (hyacinth) diye anılan sarımsı kırmızı taşın yolcuları vebaya ve yaralanmalara karşı koruduğuna, uğradıkları hanlarda iyi karşılanmalarını sağladığına inanılırdı.
  • Aynı taşın taşıyanı yıldırımdan koruduğuna ve uyku getirdiğine de inanılırdı; 16. yüzyılda İtalyan hekim Gerolamo Cardano, taktığı jacinth'in kendisini “biraz uykuya yatkın kıldığını” yazmıştır.
  • Kunz'un aktardığı Orta Çağ kayıtlarına göre jacinth, sahibinin servetini artırır ve ona işlerini yürütmede sağduyu verirdi; sahibi ya da yakınındaki biri vebaya yakalanırsa taşın parlaklığını yitirip solacağına da inanılırdı.

Bilim ne diyor? Eski metinlerdeki “jacinth” ve “hyacinth” adları her zaman zirkonu göstermez; safir ve granat gibi başka taşlar için de kullanılmıştır. Zirkonun yıldırımdan, salgın hastalıklardan ya da uykusuzluktan koruduğuna, servet ya da sağduyu getirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur.

Akuamarin

  • MS 3. ya da 4. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir Yunan taş kitabında, denizcilerin taktığı muskalardan birindeki deniz yeşili berilin (büyük olasılıkla akuamarin) korkuyu giderdiğine inanıldığı yazılıdır.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları akuamarinin sakinleştirdiğini ve kişinin kendini ifade etmesini kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, akuamarinin boğaz çakrasıyla uyumlu olduğunu, tiroid sorunlarına ve boğaz ağrısına iyi geldiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar akuamarini ilişkilerde sadakat ve güvenin simgesi sayar ve evlilik mutluluğu için nişan ya da yıldönümü hediyesi olarak önerir.

Bilim ne diyor? Bu inanışlar büyük ölçüde taşın deniz suyunu andıran renginden ve adından beslenir; akuamarinin korkuyu ya da kaygıyı azalttığına, boğaz ve tiroid rahatsızlıklarına iyi geldiğine ya da bir çakrayı güçlendirdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; boğaz ağrısı ya da tiroid şikâyetleri sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Sadakat simgesi olması ise taşın değil, hediye geleneğinin gücüdür.

Lapis lazuli

  • Eski Mısır'da kalbi koruduğuna inanılan muskalar lapis lazuliden yapılır, üzerlerine Ölüler Kitabı'nın belirli bölümleri kazınırdı; altınla süslenmiş lapis göz biçimli muskalar da çok güçlü sayılırdı.
  • Eski taş kitaplarında lapisin hüzne (melankoliye) ve birkaç günde bir yinelenen ateşli hastalıklara iyi geldiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları lapisin “boğaz çakrasıyla” ilişkili olduğunu, iletişimi ve bilgeliği güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları lapis lazulinin hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel netlik sağlayıp doğru karar vermeye yardım ettiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar lapisin stresi azalttığını, özgüveni artırdığını, böbrek ve kemik ağrılarına iyi geldiğini ve cilde temas edecek biçimde taşındığında kaygıya bağlı uykusuzluğa fayda sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Lapisin hüzne, ateşli hastalıklara, iletişim becerisine, hafızaya, böbrek ve kemik ağrılarına, stres ve uykusuzluğa bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Süren kaygı ya da uykusuzluk tıbbi bir sorundur; taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemeyin. Piyasadaki lapislerin bir kısmı boyalı olduğundan, taş suda bekletildiğinde boya suya geçebilir; “taş suyu” hazırlanmamalı, taş ya da tozu ağza alınmamalıdır.

Lületaşı

  • Eskişehir'de bazı lületaşı ustaları, lületaşı tozunun çaya ya da suya katılıp içilmesinin veya yenmesinin mide rahatsızlıklarına ve baş ağrısına iyi geldiğini söyler.
  • Bazı lületaşı ustaları taşın toksinleri, radyasyonu ve egzoz ya da sigara dumanındaki ağır metalleri “emdiğini”, bağışıklığı ve hafızayı güçlendirdiğini ileri sürer.

Bilim ne diyor? Bu iddiaları destekleyen bir çalışma yoktur; lületaşı tozunu içmenin ya da yemenin ne yararı ne de güvenliği gösterilmiştir. Kil ve toprak yemenin ise kurşun ve arsenik gibi ağır metaller ve parazit gibi riskleri bilinir. Gözenekli yapısı nemi ve nikotini emdiği için lületaşı iyi bir pipo malzemesidir; bu, bedeni “arındırdığı” anlamına gelmez.

Mercan

  • Antik Roma'da çocukların boynuna asılan mercan dallarının onları dışarıdan gelen tehlikelere karşı koruduğuna inanılırdı.
  • İtalya'da kırmızı mercanın nazara ve büyüye karşı koruduğuna inanılır; bunun için mercanın işlenmemiş olması ve göze çarpacak biçimde takılması gerektiği düşünülürdü.
  • Orta Çağ ve Rönesans Avrupası'nda kırmızı mercanın, takan kişi hastalandığında ya da hastalanmak üzereyken solduğuna inanılırdı.
  • Türkiye'deki bazı haber ve taş satış siteleri, mercanın kaygıyı yatıştırdığını, aşkı ve iletişimi güçlendirdiğini, yaşam enerjisini harekete geçirdiğini ve kötü enerjiye karşı koruduğunu ileri sürer.

Bilim ne diyor? Mercanın rengi takan kişinin sağlığına göre değişmez; kırmızı ve pembe renkler iskeletteki karotenoit pigmentlerinden gelir. Mercan kalsitten oluştuğu için asitli maddeler ve kozmetiklerle cilasını kaybedebilir; nazardan ya da tehlikelerden koruduğuna, kaygıyı yatıştırdığına ya da aşkı ve enerjiyi artırdığına dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Oltu taşı

  • Türkiye'de Oltu taşı tespih çekenlerin vücutlarında biriken statik elektriği attıklarına ve böylece stresten kurtulduklarına inanılır.
  • Roma döneminde jet, nazara karşı koruduğuna inanılan muska ve kolyelerde kullanılırdı.
  • Romalı yazar Plinius, jet yakıldığında çıkan dumanın yılanları kaçırdığını yazmıştır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı yaşam siteleri Oltu taşının stresi ve öfkeyi azalttığını, depresyon belirtilerini hafiflettiğini, özgüven ve cesaret verdiğini, unutkanlığa iyi geldiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar taşın migrene, boğaz ve tiroid rahatsızlıklarına, saç dökülmesine iyi geldiğini ve “antiseptik” etki gösterip enfeksiyonları önlediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Oltu taşı elektriği iletmeyen (yalıtkan) bir maddedir; sürtününce elektriklenmesi de bundandır. Bu yüzden vücuttaki statik elektriği “çekip atması” mümkün değildir; tespih çekmenin bir rahatlatıcı etkisi varsa, bu tespihin hangi maddeden yapıldığına bağlı değildir. Oltu taşının depresyona, migrene, tiroide ya da enfeksiyonlara iyi geldiğini gösteren bir çalışma da yoktur; bu durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Opal

  • Orta Çağ'da opalın göz hastalıklarına iyi geldiğine ve sahibini görünmez yapabildiğine inanılırdı; bu yüzden opal “hırsızların koruyucusu” diye de anılırdı.
  • Eski Yunanlıların opalın sahibine kehanet yeteneği verdiğine ve onu hastalıklardan koruduğuna inandığı aktarılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları opalın duyguları güçlendirdiğini ve yaratıcılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri opalin göz sağlığına, eklem ağrılarına ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini, ağır metalleri ve zehirleri bedenden attığını söyler; taşa halk arasında “panzehir taşı” da denir.
  • Aynı siteler opalin stresi azalttığını, özgüven ve yaratıcılık verdiğini, umut ve sevgi aşıladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Opalın renkleri, içindeki minicik silis kürelerinin ışığı kırınıma uğratmasından gelir; gözleri iyileştirdiğine ya da hastalıklardan koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Göz şikâyetlerinde bir göz hekimine başvurulmalıdır. Opalin böbrek ya da eklem rahatsızlıklarına iyi geldiği, bedenden ağır metal ve zehir attığı iddiaları da kanıtsızdır; gerçek bir zehirlenmede taşın hiçbir koruyuculuğu yoktur, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bazı opaller suyu emdiği için “taş suyu” yapmak amacıyla suda bekletilmesi taşa da zarar verebilir.

Topaz

  • 12. yüzyılda Bingenli Hildegard, şarapta üç gün bekletilen bir topazla gözlerin hafifçe ıslatılmasının görme bulanıklığını gidereceğini yazmıştır.
  • Rönesans Avrupa'sında topazın büyüleri bozduğuna ve öfkeyi yatıştırdığına inanılırdı.
  • GIA'ya göre Hindistan'da yüzyıllardır, kalbin üzerinde taşınan topazın uzun ömür, güzellik ve zekâ getirdiğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri topazın şans, bolluk ve para getirdiğini, yaratıcılığı ve kendini ifade etmeyi güçlendirdiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar mavi topazın boğaz çakrasını açtığını, stresi azalttığını, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediğini de ileri sürer.

Bilim ne diyor? Eski metinlerde “topaz” adı çoğu zaman bugünkü topaz için değil, yeşilimsi peridot ya da başka sarı taşlar için kullanıldığından bu inanışların hangi taşa ait olduğu bile belirsizdir. Gözlere taş ya da taşın bekletildiği bir sıvı sürülmemelidir; görme sorunu olanlar bir göz hekimine başvurmalıdır. Topazın şans ya da para getirdiği, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediği gösterilmemiştir; piyasadaki mavi topazların renginin de neredeyse hep ışınlama ve ısıl işlemle elde edildiği unutulmamalıdır.

Turkuaz

  • 13. yüzyıldan kalma Avrupa taş kitaplarında, turkuazın taşıyanı düşmelerde, özellikle attan düşünce yaralanmaktan koruduğuna inanılırdı; Türklerin bu taşları atlarının dizginlerine taktığı da anlatılır.
  • Anadolu'da ve Orta Doğu'da firuzenin nazara karşı koruduğuna inanılır; bu yüzden yüzük, küpe ve nazarlıklarda kullanılır.
  • Avrupa'da uzun süre turkuazın, sahibi hastalandığında ya da başına bir kötülük geleceğinde rengini kaybettiğine inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları turkuazın koruduğunu ve iletişimi güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri turkuazın şans getirdiğini, olumsuz enerjiyi uzaklaştırdığını, kan akışını hızlandırdığını ve kalp hastalıklarından koruduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Turkuazın rengi sahibinin sağlığına ya da başına gelecek olaylara göre değil, gözenekli yapısına giren ter, yağ ve kozmetiklere bağlı olarak değişir; mavi renk bu yüzden zamanla yeşile dönebilir. Taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur; turkuazın kan akışını hızlandırdığı ya da kalp hastalıklarından koruduğu da gösterilmemiştir, kalp sağlığı için hekim önerileri izlenmelidir.

Diaspor

  • Türkiye'de bazı satıcılar ve internet siteleri, sultanitin kas gerginliğini ve ağrıyı azalttığını, zihni berraklaştırdığını, kaygıyı giderdiğini ve olumsuz enerjiyi uzaklaştırdığını ileri sürer.

Bilim ne diyor? Sultanitin renk değiştirmesi, taşın farklı ışık kaynaklarındaki renkleri farklı oranlarda geçirmesinden kaynaklanan fiziksel bir olaydır; taşın ağrıyı, kaygıyı ya da düşünceyi etkilediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Ayrıca “sultanit” diye satılan taşların bir kısmı renk değiştiren cam ya da sentetik malzemedir.

Tanzanit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları tanzanitin sezgiyi güçlendirdiğini ve “ruhsal farkındalığı” artırdığını ileri sürer.
  • Kristal terapi siteleri tanzanitin boğaz, üçüncü göz ve taç çakralarını açtığını, iletişimi kolaylaştırdığını ve korkuyu yenmeye yardım ettiğini iddia eder.
  • Kristal terapi siteleri ayrıca tanzanitin bağışıklığı güçlendirdiğini, kanı “arındırdığını” ve migreni ve stresi hafiflettiğini ileri sürer.

Bilim ne diyor? Tanzanit ancak 1967'de bulunduğu için hakkında eski bir gelenek yoktur; bu iddiaların hepsi yenidir ve hiçbirinin bilimsel bir dayanağı yoktur. Piyasadaki taşların renginin çoğunlukla ısıl işlemle elde edildiği de unutulmamalıdır. Tanzanit bağışıklığı güçlendirmez, kanı arındırmaz, migreni tedavi etmez; tekrarlayan baş ağrıları için hekime başvurmak gerekir.

Safir

  • Antik çağ yazarı Damigeron'a göre krallar safiri boyunlarına takar, onun kendilerini kötülükten ve kıskançlıktan koruduğuna, tanrıların lütfunu kazandırdığına inanırdı.
  • Orta Çağ'da safirin zehri etkisiz kıldığına, gözleri temizleyip görmeyi koruduğuna inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde mavi safir Satürn'ün taşı sayılır; kimine büyük şans, kimine felaket getirebileceğine inanıldığı için önce birkaç gün denenerek takılması öğütlenir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı ve bilgeliği artırdığını, uykusuzluğa iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Safirin zehri etkisiz kıldığına ya da görmeyi düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; korindon kimyasal olarak son derece dayanıklıdır ve temas ettiği suya ya da bedene hiçbir madde salmaz. Göz şikâyetlerinde göz hekimine başvurulmalıdır. Safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı artırdığını ya da uykusuzluğu giderdiğini gösteren bir çalışma da yoktur; süren uykusuzluk için doktora başvurulmalıdır.

Kiyanit (disten)

  • Günümüz kristal terapi kaynakları kiyanitin “çakraları hizaladığını” ve “olumsuz enerji biriktirmediği için hiç arındırılması gerekmediğini” ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları kiyanitin iletişimi güçlendirdiğini, kendini ifade etmeyi kolaylaştırdığını ve zihinsel bulanıklığı giderip net düşünmeyi sağladığını iddia eder; bu etkiyi boğaz ve alın “çakralarıyla” ilişkilendirir.
  • Aynı kaynaklar kiyanitin duygusal çalkantıları yatıştırdığını ve meditasyonda derin odaklanma sağladığını söyler.

Bilim ne diyor? Bu iddiaların hiçbiri ölçülebilir ya da sınanabilir değildir. Kiyanitin gerçekten ilginç özellikleri, yani yöne göre değişen sertliği, kayacın yüksek basınç altında oluştuğunu göstermesi ve ısıtılınca müllite dönüşmesi, tamamen fiziksel ve kimyasal özelliklerdir.

Üleksit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları, yazıyı yüzeyine taşıyan bu taşın sezgiyi ve “iç görüyü” güçlendirdiğini, bakış açısını netleştirdiğini ileri sürer.

Bilim ne diyor? Üleksitin görüntüyü yüzeyine taşıması tamamen fiziksel bir olaydır: Birbirine paralel lifler ışığı fiber optik kablolar gibi iletir; bunun düşünce ya da sezgiyle bir ilgisi yoktur. Üleksit suda biraz çözündüğü için suya konmamalı, bu su içilmemelidir; bor bileşikleri yüksek miktarda alındığında zararlıdır.

Obsidiyen

  • Aztekler cilalı obsidiyen aynaların görüler gösterdiğine ve geleceği bildirdiğine inanırdı; bu aynalar adı “Tüten Ayna” anlamına gelen büyü tanrısı Tezcatlipoca ile ilişkilendirilirdi.
  • 16. yüzyılda İngiliz bilgin John Dee'nin, Meksika'dan Avrupa'ya getirilmiş bir obsidiyen aynayı ruhlarla iletişim kurmak için kullandığı anlatılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları obsidiyenin kişiyi olumsuz enerjiden koruduğunu ve bu enerjiyi “emdiğini” ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri obsidiyeni “güçlü bir koruma taşı” olarak tanıtır; negatif enerjilere karşı kalkan oluşturduğunu ve karar verirken zihni berraklaştırdığını söyler.

Bilim ne diyor? Karanlık ve parlak bir yüzeye uzun süre bakmak, beynin kendi ürettiği görüntüleri görmeye yol açabilir; obsidiyen aynanın geleceği gösterdiğine ya da taşın kişiyi koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Ham ya da kırık obsidiyenin kenarları jilet gibi keskindir; bu tür parçalar ciltte gezdirilmemelidir.