Maneviyat ve meditasyon: hangi taşlara inanılır, bilim ne diyor?

Bu bölüm inanışları aktarır; sağlık bilgisi değildir. Bu iddiaları destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur ve hiçbir taş tedavinin yerine geçmez.

Bilim ne diyor?

Bilimle çelişki: Çelişki yok

Manevi ve dinî anlamlar bilimin alanı dışındadır: bilim onları doğrulamaz da yanlışlamaz da. Taşlar pek çok kültürde tespih, muska ve ibadet nesnesi olarak gerçek bir kültürel değer taşır.

Bu alanda anılan taşlar (22)

Kuvars

  • Orta Çağ'dan beri dağ kristalinden yapılmış kürelere uzun süre bakarak geleceğin ve gizli şeylerin görülebileceğine inanılır; bu falcılık yöntemine kristal küre falı denir.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları berrak kuvarsı “usta şifacı” olarak tanıtır; enerjiyi artırdığını ve başka taşların etkisini güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri berrak kuvarsın (necef taşı, dağ kristali) çevredeki “negatif enerjiyi” temizlediğini, odaklanmayı ve hafızayı güçlendirdiğini, bütün çakraları dengelediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Kuvarsın piezoelektrik özelliği gerçektir, ama kristal ancak mekanik olarak sıkıştırıldığında küçük bir elektrik gerilimi üretir; elde tutulan bir taş vücudu etkileyen bir enerji yaymaz. 2001'de duyurulan bir deneyde, kuvars sandıkları sahte taşları tutan katılımcılar gerçek kuvars tutanlarla aynı hisleri bildirdi; bu, etkinin telkinden (plasebo) kaynaklandığını gösterir. Kuvarsın çevreyi, bedeni ya da aurayı “temizlediğine”, odaklanma ve hafızayı artırdığına dair de bir kanıt yoktur.

Pirit

  • George F. Kunz'a (1913) göre bazı Kuzey Amerika yerli toplulukları pirit kristallerini muska olarak taşır, şifacılar da onları törenlerinde kullanırdı.
  • Tayland'da, özellikle ülkenin güneyinde yaygın bir inanışa göre pirit, kötülüğü, kara büyüyü ve kötü ruhları uzak tutan kutsal bir nesne sayılır.
  • Günümüzde kristal satıcıları ve feng shui uygulayıcıları piritin para ve bolluk çektiğini ileri sürer; bu yüzden iş yerlerine ve kasaların yanına konmasını önerirler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri “aptal altını”nın özgüven ve irade verdiğini, enerjiyi artırdığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Piritin para, şans ya da korunma sağladığına dair bir kanıt yoktur; bu inanışlar büyük olasılıkla altını andıran parlak renginden doğmuştur. Pirit suya konup “taş suyu” yapılmamalıdır: nemle bozunduğunda sülfürik asit ve demir sülfatlar oluşur, bazı piritler de arsenik içerir. Piritin özgüven ya da enerji verdiğine dair de bir kanıt yoktur.

Serpantinit

  • George F. Kunz'un (1913) aktardığına göre İtalyan köylüleri, yeşil serpantin çakıllarının zehirli hayvanların ısırıklarına karşı koruduğuna ve ısırık yerine konduğunda zehri çektiğine inanırdı; taşın etkili olması için insan eliyle işlenmemiş olması gerektiği düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri serpantin taşının “kundalini enerjisini” uyandırdığını, meditasyonu derinleştirdiğini, kramp ve sindirim şikâyetlerine iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Serpantinin zehri çektiğine dair hiçbir kanıt yoktur; yılan ya da akrep sokmalarında vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır. Lifli (asbestli) serpantin parçaları ise yaraya ya da cilde sürülmemeli, tozu solunmamalıdır. Serpantinin kramplara ya da sindirime iyi geldiğini gösteren bir çalışma da yoktur.

Antimonit (stibnit)

  • Eski Mısır'dan beri Orta Doğu'da ve Güney Asya'da, göze çekilen sürmenin gözleri serin ve temiz tuttuğuna, görmeyi güçlendirdiğine ve nazardan koruduğuna inanılır.
  • Eskiden Avrupa'da antimon bileşiklerinin insanı kusturup vücudu “arındırarak” pek çok hastalığı iyileştirdiğine inanılırdı; yutulan antimon hapları vücuttan atıldıktan sonra yıkanıp yeniden kullanılırdı.
  • Türkiye'de dinî anlatımlarda, Hz. Muhammed'in tavsiye ettiği rivayet edilen “ismid” sürmesinin (antimonit ya da galenden yapılırdı) görmeyi kuvvetlendirdiğine ve kirpikleri uzattığına inanılır.

Bilim ne diyor? Antimon ve bileşikleri zehirlidir; antimon zehirlenmesi arsenik zehirlenmesine benzer belirtiler verir. Antimonit ya da galen tozu göze sürülmemeli ve ağza alınmamalı; taş suya konup o su kesinlikle içilmemelidir. Türkiye'de satılan geleneksel sürmelerin bir kısmında kurşun bulunabilir; özellikle çocukların gözüne sürülmemelidir.

Akik

  • Orta Çağ taş kitaplarında, örneğin 11. yüzyılda Rennes Piskoposu Marbodus'un yazdıklarında, akiğin taşıyanı sevimli ve ikna edici kıldığına ve ona Tanrı'nın lütfunu kazandırdığına inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da akik takılarının uykusuzluğa iyi geldiğine ve tatlı rüyalar gördürdüğüne inanılırdı.
  • 19. yüzyılda Sudan'da, ortasında beyaz bir halka bulunan kahverengi ya da siyah “göz” akiklerinin nazara karşı koruduğuna inanılırdı; bu muskaların çoğu Almanya'daki Idar-Oberstein atölyelerinde kesilirdi.
  • İslam dünyasında, Hz. Muhammed'in akik taşlı bir mühür yüzük taktığı rivayetine dayanılarak akik (çoğunlukla kırmızı karneol) yüzüğün taşıyanı kötülükten ve hasetten koruduğuna inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı dinî içerikli yayınlar, “akik yüzük takan fakir olmaz” sözünü Hz. Muhammed'e atfederek akiğin rızkı ve bereketi artırdığını söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, akiğin kan dolaşımını hızlandırdığını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Akik, silisten oluşan ve kimyasal olarak etkisiz bir kuvars türüdür; uykuyu düzelttiğine, nazardan ya da hasetten koruduğuna, kan dolaşımını hızlandırdığına ya da bir hastalığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; belirtiler sürüyorsa çare taşta değil hekimdedir. “Göz” deseni, iç içe büyüyen silis bantlarının kesitte halka gibi görünmesinden ibarettir. “Akik yüzük takan fakir olmaz” sözü Hz. Peygamber'e atfedilse de hadis bilginlerince güvenilir sayılmaz.

Ametist

  • Antik Yunanlar ametistin sarhoşluğu önlediğine inanırdı; taşın adı da Yunanca “sarhoş olmayan” anlamına gelen amethystos sözcüğünden gelir.
  • İtalyan yazar Camillo Leonardi, 1502'de yayımlanan taş kitabında ametistin kötü düşünceleri uzak tuttuğunu ve zekâyı açtığını yazar.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları ametistin sakinleştirdiğini, uykuya ve stresle başa çıkmaya iyi geldiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin taç çakrayı açtığını, meditasyonu derinleştirdiğini ve “negatif enerjiden” koruduğunu söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin baş ağrısına ve yorgunluğa iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Ametistin sarhoşluğu önlediğine ya da uykuyu düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; baş ağrısını giderdiğine, bağışıklığı güçlendirdiğine ya da bir çakrayı “açtığına” dair de kanıt yoktur; uykusuzluk, kaygı ya da baş ağrısı sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Mineralog George F. Kunz'a göre sarhoşluk inanışı, kırmızımsı taştan oyulmuş bir kaba konan suyun şarap gibi görünmesinden, ama içenin sarhoş olmamasından doğmuş olabilir.

Aytaşı

  • Hindu mitolojisinde aytaşının katılaşmış ay ışınlarından oluştuğuna inanılır; Hindistan'da kutsal sayılır ve uğur getirdiğine inanılır.
  • Eski bir inanışa göre dolunayda ağza alınan aytaşı, sevgililerin geleceklerini görmelerini sağlardı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları aytaşının kadın sağlığını, doğurganlığı ve duygusal dengeyi desteklediğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları aytaşının rahat uyku getirdiğini, kâbusları ve uyurgezerliği önlediğini, rüyaların hatırlanmasını sağladığını söyler.
  • Aynı kaynaklar aytaşının östrojeni dengelediğini, adet düzenini düzenlediğini, menopoz şikâyetlerini azalttığını, doğumu kolaylaştırdığını ve ani kramplara iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Aytaşının parıltısı, taşın içindeki ince feldispat katmanlarında ışığın saçılmasından kaynaklanır; Ay'la ya da Ay'ın evreleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Aytaşının doğurganlığa ya da hormon dengesine bir etkisi olduğuna dair kanıt yoktur. Uyku, kâbus ya da rüya hatırlama üzerinde bir etkisi olduğuna dair kanıt da yoktur. Adet düzensizliği, menopoz şikâyetleri, doğum ya da gebe kalmada güçlük gibi sorunlarda bir hekime başvurulmalıdır.

Azurit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları azuritin sezgiyi güçlendirdiğini ve zihni berraklaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de kristal terapi siteleri ve bazı haber siteleri, azuritin üçüncü göz çakrasını açtığını ve “psişik yetenekleri” geliştirdiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar azuritin romatizma ve eklem ağrılarına, göz yorgunluğuna iyi geldiğini ve bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Azuritin sezgi ya da zihin üzerinde bir etkisi olduğuna, bir çakrayı açtığına ya da romatizmaya, eklem ağrısına, göz yorgunluğuna ve bağışıklığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; ağrı ve eklem şikâyetleri sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Azurit bir bakır mineralidir: suya ya da içeceğe konup “taş suyu” yapılmamalı, ağza alınmamalı ve tozu solunmamalıdır; asitli sıvılarda çözünerek bakır bırakabilir.

Beril

  • Orta Çağ yazarı Arnoldus Saxo (13. yüzyıl), berilin taşıyanı savaşta ve davada düşmanlarına karşı yenilmez kıldığına, zekâyı açıp tembelliği giderdiğine inanıldığını yazar.
  • Konrad von Megenberg'in 14. yüzyılda yazdığı “Doğa Kitabı”nda berilin evli çiftlerin sevgisini yeniden canlandırdığı ileri sürülür.
  • Kristale bakarak gelecekten haber verdiklerini söyleyen falcılar, cilalı beril kürelerini sık sık kaya kristaline yeğlerdi; berilin daha çok “görüntü” gösterdiğine inanırdı.
  • Türkiye'de taş siteleri ve bazı haber siteleri, özellikle mavi-yeşil berilin sakinlik verdiğini, iletişimi güçlendirdiğini ve sözlü sınavdan önce taşınırsa başarıyı artırdığını söyler.
  • Aynı kaynaklar berilin boğaz çakrasıyla uyumlu olduğunu ve tiroid sorunlarına destek olduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Berilin bu güçlere sahip olduğuna, sınav başarısını artırdığına, bir çakrayla uyumlu olduğuna ya da tiroid sorunlarına iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; tiroid şikâyetlerinde hekime başvurmak gerekir. Parlak bir küreye uzun süre bakan kişinin gördüğü “görüntüler” taştan değil, kişinin kendi zihninden kaynaklanan yanılsamalardır.

Kristal ve necef taşı (dağ kristali)

  • Orta Çağ'dan beri dağ kristalinden yapılmış kürelere bakarak geleceğin görülebileceğine inanılır (kristal küre falı).
  • Günümüzde taş satıcıları ve kristal terapisi kaynakları, necef taşının evdeki ve insanın üzerindeki “negatif enerjiyi” temizlediğini, zihni berraklaştırıp odaklanmayı artırdığını ileri sürer.
  • Aynı kaynaklar, kristallerin ay ışığında ya da tuzlu suda bekletilerek “arındırılması” gerektiğini söyler.

Bilim ne diyor? Dağ kristalinin enerjiyi temizlediğine, zihni güçlendirdiğine ya da geleceği gösterdiğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Kuvarsın gerçek bir fiziksel özelliği olan piezoelektrik, yalnızca kristal sıkıştırıldığında çok küçük ölçekte elektrik üretir ve insan bedenini etkilemez. Kristalleri tuzlu suda bekletmek ise bazı yumuşak ya da suya duyarlı minerallere zarar verebilir.

Lapis lazuli

  • Eski Mısır'da kalbi koruduğuna inanılan muskalar lapis lazuliden yapılır, üzerlerine Ölüler Kitabı'nın belirli bölümleri kazınırdı; altınla süslenmiş lapis göz biçimli muskalar da çok güçlü sayılırdı.
  • Eski taş kitaplarında lapisin hüzne (melankoliye) ve birkaç günde bir yinelenen ateşli hastalıklara iyi geldiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları lapisin “boğaz çakrasıyla” ilişkili olduğunu, iletişimi ve bilgeliği güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları lapis lazulinin hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel netlik sağlayıp doğru karar vermeye yardım ettiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar lapisin stresi azalttığını, özgüveni artırdığını, böbrek ve kemik ağrılarına iyi geldiğini ve cilde temas edecek biçimde taşındığında kaygıya bağlı uykusuzluğa fayda sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Lapisin hüzne, ateşli hastalıklara, iletişim becerisine, hafızaya, böbrek ve kemik ağrılarına, stres ve uykusuzluğa bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Süren kaygı ya da uykusuzluk tıbbi bir sorundur; taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemeyin. Piyasadaki lapislerin bir kısmı boyalı olduğundan, taş suda bekletildiğinde boya suya geçebilir; “taş suyu” hazırlanmamalı, taş ya da tozu ağza alınmamalıdır.

Oltu taşı

  • Türkiye'de Oltu taşı tespih çekenlerin vücutlarında biriken statik elektriği attıklarına ve böylece stresten kurtulduklarına inanılır.
  • Roma döneminde jet, nazara karşı koruduğuna inanılan muska ve kolyelerde kullanılırdı.
  • Romalı yazar Plinius, jet yakıldığında çıkan dumanın yılanları kaçırdığını yazmıştır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı yaşam siteleri Oltu taşının stresi ve öfkeyi azalttığını, depresyon belirtilerini hafiflettiğini, özgüven ve cesaret verdiğini, unutkanlığa iyi geldiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar taşın migrene, boğaz ve tiroid rahatsızlıklarına, saç dökülmesine iyi geldiğini ve “antiseptik” etki gösterip enfeksiyonları önlediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Oltu taşı elektriği iletmeyen (yalıtkan) bir maddedir; sürtününce elektriklenmesi de bundandır. Bu yüzden vücuttaki statik elektriği “çekip atması” mümkün değildir; tespih çekmenin bir rahatlatıcı etkisi varsa, bu tespihin hangi maddeden yapıldığına bağlı değildir. Oltu taşının depresyona, migrene, tiroide ya da enfeksiyonlara iyi geldiğini gösteren bir çalışma da yoktur; bu durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Opal

  • Orta Çağ'da opalın göz hastalıklarına iyi geldiğine ve sahibini görünmez yapabildiğine inanılırdı; bu yüzden opal “hırsızların koruyucusu” diye de anılırdı.
  • Eski Yunanlıların opalın sahibine kehanet yeteneği verdiğine ve onu hastalıklardan koruduğuna inandığı aktarılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları opalın duyguları güçlendirdiğini ve yaratıcılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri opalin göz sağlığına, eklem ağrılarına ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini, ağır metalleri ve zehirleri bedenden attığını söyler; taşa halk arasında “panzehir taşı” da denir.
  • Aynı siteler opalin stresi azalttığını, özgüven ve yaratıcılık verdiğini, umut ve sevgi aşıladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Opalın renkleri, içindeki minicik silis kürelerinin ışığı kırınıma uğratmasından gelir; gözleri iyileştirdiğine ya da hastalıklardan koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Göz şikâyetlerinde bir göz hekimine başvurulmalıdır. Opalin böbrek ya da eklem rahatsızlıklarına iyi geldiği, bedenden ağır metal ve zehir attığı iddiaları da kanıtsızdır; gerçek bir zehirlenmede taşın hiçbir koruyuculuğu yoktur, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bazı opaller suyu emdiği için “taş suyu” yapmak amacıyla suda bekletilmesi taşa da zarar verebilir.

Yeşim

  • 16. yüzyılda İspanyollar, Orta Amerika yerlilerinin yeşimi böğür ve böbrek ağrılarına karşı kullandığını Avrupa'ya aktardı; “jade” (İspanyolca piedra de ijada, “böğür taşı”) ve “nefrit” (Yunanca nephros, “böbrek”) adları bu inanıştan doğmuştur.
  • Çin'de yeşimi yanında taşıyıp elde ovuşturmanın taşın erdemini bedene geçirdiğine inanılırdı; çocukların boynuna takılan asma kilit biçimli yeşim muskaların onları hastalıklardan koruduğu düşünülürdü.
  • Eski Çin'de ölülerin ağzına konan “ağız yeşimi” gibi mezar yeşimlerinin ölüyü koruduğuna inanılırdı.
  • Günümüzde yüz masajında kullanılan yeşim rulolarının cildi sıkılaştırdığı ve gençleştirdiği ileri sürülür.
  • Türkiye'de bazı gazete ve haber siteleri yeşimin böbrekler üzerinde olumlu etkileri olduğunu (Çin tıbbına dayandırarak), fiziksel dengeyi sağladığını, sabır ve hoşgörüyü artırdığını yazar.

Bilim ne diyor? Yeşimin böbrek hastalıklarını iyileştirdiğine ya da cildi gençleştirdiğine, bedensel dengeyi sağladığına ya da sabrı artırdığına dair bilimsel bir kanıt yoktur; böbrek rahatsızlığı olan biri tedavisini taşa bırakmamalıdır. Kunz'a göre böbrek inancını Avrupa'ya yayan İspanyolların, taşın değerini artırmak için bu iddiayı uydurmuş olması da mümkündür. Rulo masajının verdiği kısa süreli serinlik herhangi bir soğuk, pürüzsüz yüzeyle de elde edilir; “yeşim” diye satılan ruloların bir kısmı ise gerçek yeşim değildir.

Tanzanit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları tanzanitin sezgiyi güçlendirdiğini ve “ruhsal farkındalığı” artırdığını ileri sürer.
  • Kristal terapi siteleri tanzanitin boğaz, üçüncü göz ve taç çakralarını açtığını, iletişimi kolaylaştırdığını ve korkuyu yenmeye yardım ettiğini iddia eder.
  • Kristal terapi siteleri ayrıca tanzanitin bağışıklığı güçlendirdiğini, kanı “arındırdığını” ve migreni ve stresi hafiflettiğini ileri sürer.

Bilim ne diyor? Tanzanit ancak 1967'de bulunduğu için hakkında eski bir gelenek yoktur; bu iddiaların hepsi yenidir ve hiçbirinin bilimsel bir dayanağı yoktur. Piyasadaki taşların renginin çoğunlukla ısıl işlemle elde edildiği de unutulmamalıdır. Tanzanit bağışıklığı güçlendirmez, kanı arındırmaz, migreni tedavi etmez; tekrarlayan baş ağrıları için hekime başvurmak gerekir.

Safir

  • Antik çağ yazarı Damigeron'a göre krallar safiri boyunlarına takar, onun kendilerini kötülükten ve kıskançlıktan koruduğuna, tanrıların lütfunu kazandırdığına inanırdı.
  • Orta Çağ'da safirin zehri etkisiz kıldığına, gözleri temizleyip görmeyi koruduğuna inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde mavi safir Satürn'ün taşı sayılır; kimine büyük şans, kimine felaket getirebileceğine inanıldığı için önce birkaç gün denenerek takılması öğütlenir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı ve bilgeliği artırdığını, uykusuzluğa iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Safirin zehri etkisiz kıldığına ya da görmeyi düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; korindon kimyasal olarak son derece dayanıklıdır ve temas ettiği suya ya da bedene hiçbir madde salmaz. Göz şikâyetlerinde göz hekimine başvurulmalıdır. Safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı artırdığını ya da uykusuzluğu giderdiğini gösteren bir çalışma da yoktur; süren uykusuzluk için doktora başvurulmalıdır.

Yakut

  • Eski Hint taş kitaplarında yakut “değerli taşların kralı” (ratnaraj) sayılır; kusursuz bir yakuta sahip olanın düşmanları arasında bile güvende olacağına inanılırdı.
  • Sir John Mandeville'e atfedilen 14. yüzyıl metnine göre parlak bir yakutun sahibini bütün tehlikelerden koruduğuna, evini ve bağını fırtınadan sakındığına inanılırdı.
  • Myanmar'da (Burma) deri altına yerleştirilen bir yakutun, sahibini mızrağa, kılıca ve kurşuna karşı yaralanmaz kıldığına inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde yakut Güneş'in taşı sayılır; bugün de Güneş'in etkisini güçlendirdiği düşüncesiyle yüzüğe takılması önerilir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri yakutun kalbe ve kan dolaşımına iyi geldiğini, cesaret, tutku ve enerji verdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Yakutun koruyucu ya da yaralanmazlık veren bir gücü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur; bu inanışlar büyük ölçüde taşın ateşi ve kanı andıran renginden doğmuştur. Taşın deri altına yerleştirilmesi gibi uygulamalar ciddi enfeksiyon riski taşır. Yakutun kalbe, kan dolaşımına iyi geldiğini ya da insana cesaret ve enerji verdiğini gösteren bir çalışma da yoktur.

Zümrüt

  • Plinius, zümrüdün yorulan gözü dinlendirdiğini yazmıştır; Roma döneminde taş oymacılarının gözlerini dinlendirmek için tezgâhlarında zümrüt bulundurduğu anlatılır.
  • Orta Çağ'dan 17. yüzyıla kadar Avrupalı ve Arap yazarlar, zümrüdün zehre karşı panzehir olduğuna, sara (epilepsi) ve dizanteriyi iyileştirdiğine inanırdı.
  • Zümrüdün geleceği gösterdiğine ve yalanı ortaya çıkardığına inanılırdı; yakınında zümrüt bulunan bir büyücünün büyüsünün işlemeyeceği düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, zümrüdün “kalp çakrasını” açtığını, sevgiyi ve sadakati güçlendirdiğini, kalbe ve sinir sistemine iyi geldiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar zümrüdün bolluk ve bereket getirdiğini, Mayıs ayında doğanlara şans verdiğini söyler; zümrüt gerçekten Mayıs'ın modern doğum taşı olarak kabul edilir.

Bilim ne diyor? Yeşil bir şeye bakmak gözü dinlendirebilir, ama bu zümrüde özgü bir etki değildir; zümrüdün zehirlenmeyi, epilepsiyi, kalp ve sinir hastalıklarını ya da göz hastalıklarını iyileştirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur. “Çakra” ve “bolluk getirme” iddiaları ise ölçülemez; bunlar, yeşil rengin ve zümrüdün değerinin sevgi ve bereketle eşleştirilmesinden doğan bir gelenektir. Eski reçetelerdeki gibi öğütülmüş zümrüt yutmak, sert ve keskin kırıntıları nedeniyle zararlı olabilir.

Kiyanit (disten)

  • Günümüz kristal terapi kaynakları kiyanitin “çakraları hizaladığını” ve “olumsuz enerji biriktirmediği için hiç arındırılması gerekmediğini” ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları kiyanitin iletişimi güçlendirdiğini, kendini ifade etmeyi kolaylaştırdığını ve zihinsel bulanıklığı giderip net düşünmeyi sağladığını iddia eder; bu etkiyi boğaz ve alın “çakralarıyla” ilişkilendirir.
  • Aynı kaynaklar kiyanitin duygusal çalkantıları yatıştırdığını ve meditasyonda derin odaklanma sağladığını söyler.

Bilim ne diyor? Bu iddiaların hiçbiri ölçülebilir ya da sınanabilir değildir. Kiyanitin gerçekten ilginç özellikleri, yani yöne göre değişen sertliği, kayacın yüksek basınç altında oluştuğunu göstermesi ve ısıtılınca müllite dönüşmesi, tamamen fiziksel ve kimyasal özelliklerdir.

Obsidiyen

  • Aztekler cilalı obsidiyen aynaların görüler gösterdiğine ve geleceği bildirdiğine inanırdı; bu aynalar adı “Tüten Ayna” anlamına gelen büyü tanrısı Tezcatlipoca ile ilişkilendirilirdi.
  • 16. yüzyılda İngiliz bilgin John Dee'nin, Meksika'dan Avrupa'ya getirilmiş bir obsidiyen aynayı ruhlarla iletişim kurmak için kullandığı anlatılır.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları obsidiyenin kişiyi olumsuz enerjiden koruduğunu ve bu enerjiyi “emdiğini” ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri obsidiyeni “güçlü bir koruma taşı” olarak tanıtır; negatif enerjilere karşı kalkan oluşturduğunu ve karar verirken zihni berraklaştırdığını söyler.

Bilim ne diyor? Karanlık ve parlak bir yüzeye uzun süre bakmak, beynin kendi ürettiği görüntüleri görmeye yol açabilir; obsidiyen aynanın geleceği gösterdiğine ya da taşın kişiyi koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Ham ya da kırık obsidiyenin kenarları jilet gibi keskindir; bu tür parçalar ciltte gezdirilmemelidir.

Tektit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları moldavitin çok “güçlü” bir taş olduğunu ve ruhsal dönüşümü hızlandırdığını ileri sürer; bazıları taşı ilk kez eline alanların sıcaklık ya da baş dönmesi hissettiğini anlatır.
  • Kristal terapi siteleri moldavitin kalp çakrasını açtığını ve dileklerin gerçekleşmesini hızlandırdığını da iddia eder.

Bilim ne diyor? Moldavit, eriyen Dünya kayaçlarından oluşmuş silisli bir camdır; taş uzaydan gelmediği için “uzaydan gelen enerji” gibi iddiaların dayanağı yoktur. Bu ilgi arttıkça piyasada cam taklitler de çoğalmıştır. Taşı tutunca duyulan sıcaklık ya da baş dönmesi gibi hisler beklentiden kaynaklanabilir; baş dönmesi sürüyorsa bir hekime başvurmak gerekir.

Demir meteorit

  • ABD'nin Oregon eyaletindeki Clackamas halkı ve onların torunları, Tomanowos adını verdikleri Willamette demir meteoritini kutsal sayar; savaşçılar oklarını taşın çukurlarında biriken yağmur suyuna batırırlarsa savaşta başarılı olacaklarına inanırdı.
  • Günümüzde bazı satıcılar, meteorit parçalarının “uzaydan gelen” özel bir güç taşıdığını ve taşıyanı koruduğunu ileri sürer.

Bilim ne diyor? Meteoritlerin taşıyana güç ya da koruma sağladığına dair hiçbir kanıt yoktur; bilim için değerleri, Güneş Sistemi'nin ilk dönemine ait bilgi taşımalarından gelir. “Meteorit” diye satılan parçaların bir kısmı cüruf ya da sanayi demiridir; güvenilir bir kaynaktan ve resmî kaydı olan örnekler tercih edilmelidir.