Şans, bereket ve para: hangi taşlara inanılır, bilim ne diyor?

Bu bölüm inanışları aktarır; sağlık bilgisi değildir. Bu iddiaları destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur ve hiçbir taş tedavinin yerine geçmez.

Bilim ne diyor?

Bilimle çelişki: Düşük: sembolik inanış

Taşların şans, bereket ya da para getirdiğine dair kanıt yoktur. Bu inanışlar çoğu zaman taşın renginden doğar: altın sarısı ya da yeşil taşlar parayla, kırmızılar canlılıkla eşleştirilir.

Bu alanda anılan taşlar (19)

Jips (alçıtaşı)

  • 20. yüzyılın başında Niagara Şelalesi'nde, lifli jipsten (satin spar) yapılmış boncuklar şelalenin altından büyük tehlikeyle çıkarıldığı söylenerek uğur getirdiğine inanılan “şans taşları” olarak satılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları, “selenit” çubukların bulundukları ortamı ve yanlarındaki başka kristalleri olumsuzluklardan arındırdığını ileri sürer.

Bilim ne diyor? “Selenit” diye satılan çubuklar çoğunlukla lifli jipstir ve sıradan alçıtaşından farklı bir özellikleri yoktur; ortamı ya da başka taşları arındırdığına dair hiçbir kanıt yoktur. Niagara'daki “şans taşları” için de Kunz, malzemenin İngiltere ya da Rusya'da kesildiğini belirtir.

Muskovit

  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları muskovitin krom içeren yeşil türü fuksiti “iyileşme, büyüme ve duygusal denge taşı” olarak tanıtır; aşırı aktif enerjiyi sakinleştirdiğini, bereket ve şans getirdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Fuksitin yeşil rengi yapısındaki az miktarda kromdan gelir; bu rengin ötesinde taşın bedene, duygulara ya da şansa bir etkisi olduğuna dair kanıt yoktur.

Olivin

  • Antik ve Orta Çağ inanışlarına göre altına takılan peridot (krizolit) gece korkularını ve kâbusları uzaklaştırırdı.
  • Delinip eşek kılına dizilen ve sol kola bağlanan peridotun kötü ruhlara ve büyüye karşı koruduğuna inanılırdı.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot, olivin) taşının mideye, bağırsağa, karaciğere ve tiroide iyi geldiğini, bedeni toksinlerden temizlediğini; kıskançlık, öfke ve suçluluk gibi duyguları yatıştırdığını ve bolluk getirdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Peridotun yeşil rengi yapısındaki demirden gelir; kâbusları önlediğine ya da kötülükten koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Mideye, bağırsağa ya da tiroide iyi geldiği, bedeni “arındırdığı” iddiaları da kanıtsızdır. Uyku ya da sindirim sorunları sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır.

Pirit

  • George F. Kunz'a (1913) göre bazı Kuzey Amerika yerli toplulukları pirit kristallerini muska olarak taşır, şifacılar da onları törenlerinde kullanırdı.
  • Tayland'da, özellikle ülkenin güneyinde yaygın bir inanışa göre pirit, kötülüğü, kara büyüyü ve kötü ruhları uzak tutan kutsal bir nesne sayılır.
  • Günümüzde kristal satıcıları ve feng shui uygulayıcıları piritin para ve bolluk çektiğini ileri sürer; bu yüzden iş yerlerine ve kasaların yanına konmasını önerirler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri “aptal altını”nın özgüven ve irade verdiğini, enerjiyi artırdığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Piritin para, şans ya da korunma sağladığına dair bir kanıt yoktur; bu inanışlar büyük olasılıkla altını andıran parlak renginden doğmuştur. Pirit suya konup “taş suyu” yapılmamalıdır: nemle bozunduğunda sülfürik asit ve demir sülfatlar oluşur, bazı piritler de arsenik içerir. Piritin özgüven ya da enerji verdiğine dair de bir kanıt yoktur.

Hematit

  • Plinius'un aktardığına göre Babilli Azchalias, muska olarak taşınan hematitin krallara sunulan dileklerin kabul edilmesini ve davaların kazanılmasını sağladığına inanırdı.
  • Demir cevheri olduğu için savaş tanrısı Mars'la ilişkilendirilen hematitin, vücuda sürüldüğünde savaşçıyı savaşta koruduğuna inanılırdı.
  • Eski Mısır'da hematitin kanamayı durdurduğuna ve iltihabı azalttığına inanılırdı; Ebers Papirüsü onu bu amaçla önerir.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları hematitin kansızlığa iyi geldiğini ve “manyetik hematit” bilekliklerin eklem ağrılarını hafiflettiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de “kantaşı” adıyla da satılan hematitin kan dolaşımını düzenlediği ve tansiyonu dengelediği haber ve kristal terapi sitelerinde yazılır.

Bilim ne diyor? Hematitin kanamayı durdurduğuna, kansızlığı giderdiğine, kan dolaşımını ya da tansiyonu düzenlediğine ya da eklem ağrısını hafiflettiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; tansiyon ve kansızlık hekim işidir; taştaki demir deriden emilmez. Mıknatıslı bilekliklerle yapılan kontrollü çalışmalarda ağrıya plasebodan farklı bir etki bulunmamıştır; “manyetik hematit” ise zaten doğal hematit değildir.

Manyetit

  • Antik çağdan kalma bir inanışa göre uyuyan bir kadının yastığının altına konan mıknatıs taşı, onun eşine sadık olup olmadığını ortaya çıkarırdı.
  • Büyük İskender'le ilgili Doğu efsanelerinde mıknatıs taşının cinlere ve büyüye karşı koruduğuna inanılırdı; ABD'nin güneyindeki halk büyücülüğünde de uğur ve sevgi getirmesi için muska olarak kullanılmıştır.
  • Günümüzde mıknatıslı bilekliklerin ve takıların eklem ağrısını ve romatizmayı hafiflettiği ileri sürülür.
  • Türkiye'de manyetik bileklik, diz ve bel destekleri satan firmalar bu ürünlerin kireçlenmeye, eklem ağrısına ve migrene, hatta çok daha ağır hastalıklara iyi geldiğini öne sürmüştür.

Bilim ne diyor? Kontrollü klinik çalışmaları bir araya getiren bir meta-analiz (Pittler ve arkadaşları, 2007), mıknatısların ağrıyı plasebodan daha fazla azalttığını gösterememiştir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı da 2011'de manyetik alan etkili bu tür ürünlerin iddia edilen tıbbi yararlarının klinik çalışmalardan yoksun olduğunu ve tüketiciyi yanıltıcı olduğunu açıklamıştır. Kalp pili gibi tıbbi cihaz kullananlar güçlü mıknatısları cihazın yakınında taşımamalıdır.

Akik

  • Orta Çağ taş kitaplarında, örneğin 11. yüzyılda Rennes Piskoposu Marbodus'un yazdıklarında, akiğin taşıyanı sevimli ve ikna edici kıldığına ve ona Tanrı'nın lütfunu kazandırdığına inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da akik takılarının uykusuzluğa iyi geldiğine ve tatlı rüyalar gördürdüğüne inanılırdı.
  • 19. yüzyılda Sudan'da, ortasında beyaz bir halka bulunan kahverengi ya da siyah “göz” akiklerinin nazara karşı koruduğuna inanılırdı; bu muskaların çoğu Almanya'daki Idar-Oberstein atölyelerinde kesilirdi.
  • İslam dünyasında, Hz. Muhammed'in akik taşlı bir mühür yüzük taktığı rivayetine dayanılarak akik (çoğunlukla kırmızı karneol) yüzüğün taşıyanı kötülükten ve hasetten koruduğuna inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı dinî içerikli yayınlar, “akik yüzük takan fakir olmaz” sözünü Hz. Muhammed'e atfederek akiğin rızkı ve bereketi artırdığını söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, akiğin kan dolaşımını hızlandırdığını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Akik, silisten oluşan ve kimyasal olarak etkisiz bir kuvars türüdür; uykuyu düzelttiğine, nazardan ya da hasetten koruduğuna, kan dolaşımını hızlandırdığına ya da bir hastalığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; belirtiler sürüyorsa çare taşta değil hekimdedir. “Göz” deseni, iç içe büyüyen silis bantlarının kesitte halka gibi görünmesinden ibarettir. “Akik yüzük takan fakir olmaz” sözü Hz. Peygamber'e atfedilse de hadis bilginlerince güvenilir sayılmaz.

Aytaşı

  • Hindu mitolojisinde aytaşının katılaşmış ay ışınlarından oluştuğuna inanılır; Hindistan'da kutsal sayılır ve uğur getirdiğine inanılır.
  • Eski bir inanışa göre dolunayda ağza alınan aytaşı, sevgililerin geleceklerini görmelerini sağlardı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları aytaşının kadın sağlığını, doğurganlığı ve duygusal dengeyi desteklediğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları aytaşının rahat uyku getirdiğini, kâbusları ve uyurgezerliği önlediğini, rüyaların hatırlanmasını sağladığını söyler.
  • Aynı kaynaklar aytaşının östrojeni dengelediğini, adet düzenini düzenlediğini, menopoz şikâyetlerini azalttığını, doğumu kolaylaştırdığını ve ani kramplara iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Aytaşının parıltısı, taşın içindeki ince feldispat katmanlarında ışığın saçılmasından kaynaklanır; Ay'la ya da Ay'ın evreleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Aytaşının doğurganlığa ya da hormon dengesine bir etkisi olduğuna dair kanıt yoktur. Uyku, kâbus ya da rüya hatırlama üzerinde bir etkisi olduğuna dair kanıt da yoktur. Adet düzensizliği, menopoz şikâyetleri, doğum ya da gebe kalmada güçlük gibi sorunlarda bir hekime başvurulmalıdır.

Sitrin

  • Eskiden sitrinin, uzun süre karıştırıldığı topazla aynı güçlere sahip olduğuna, öfkeyi yatıştırıp taşıyanı sakinleştirdiğine inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları sitrinin bolluk, başarı ve para getirdiğini ileri sürer; bu yüzden bazı esnaf onu kasasına koyar ve taşa “tüccar taşı” da denir.
  • Aynı çevrelerde sitrinin olumsuz enerjiyi üzerinde tutmadığı, bu yüzden hiç “temizlenmesi” gerekmediği ileri sürülür.
  • Türkiye'deki bazı haber ve kristal terapi siteleri, sitrinin kalp, karaciğer, böbrek ve sindirim sistemi gibi iç organlara, baş ağrısına ve kas ağrısına iyi geldiğini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları bırakmayı kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Aynı siteler, sitrinin elektronik cihazların yaydığı radyasyondan koruduğunu, korkuları gidererek cesaret verdiğini, çocuğun yastığının altına konunca kâbusları önlediğini ve evin enerjisini düzenlediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Sitrinin sakinleştirdiğine, bolluk ya da para getirdiğine, iç organlara iyi geldiğine, radyasyondan koruduğuna ya da kâbusları önlediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; süren bir rahatsızlık için taş yerine hekime başvurulmalıdır. Üstelik piyasada sitrin diye satılan taşların çoğu fırında ısıtılmış ametisttir; yani bu inanışların dayandığı “güneş rengi” çoğu zaman insan eliyle elde edilmiştir.

Zirkon

  • Orta Çağ Avrupa'sında, zirkonun eski adlarından “jacinth” (hyacinth) diye anılan sarımsı kırmızı taşın yolcuları vebaya ve yaralanmalara karşı koruduğuna, uğradıkları hanlarda iyi karşılanmalarını sağladığına inanılırdı.
  • Aynı taşın taşıyanı yıldırımdan koruduğuna ve uyku getirdiğine de inanılırdı; 16. yüzyılda İtalyan hekim Gerolamo Cardano, taktığı jacinth'in kendisini “biraz uykuya yatkın kıldığını” yazmıştır.
  • Kunz'un aktardığı Orta Çağ kayıtlarına göre jacinth, sahibinin servetini artırır ve ona işlerini yürütmede sağduyu verirdi; sahibi ya da yakınındaki biri vebaya yakalanırsa taşın parlaklığını yitirip solacağına da inanılırdı.

Bilim ne diyor? Eski metinlerdeki “jacinth” ve “hyacinth” adları her zaman zirkonu göstermez; safir ve granat gibi başka taşlar için de kullanılmıştır. Zirkonun yıldırımdan, salgın hastalıklardan ya da uykusuzluktan koruduğuna, servet ya da sağduyu getirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur.

Peridot

  • Peridotu ışıkla ve güneşle özdeşleştiren eski inanışlara göre, özellikle altına takıldığında sahibini “gecenin dehşetlerinden”, yani kâbuslardan ve korkulardan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski bir inanışa göre kötü ruhlardan korunmak için peridot delinip eşek kılına dizilir ve sol kola bağlanırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları peridotun kıskançlık ve öfke gibi duyguları yatıştırdığını, bolluk ve iyi şans getirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot) taşının kalp çakrasını dengelediğini, vücudu arındırdığını, mide ve sindirim sorunlarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Peridotun kâbusları önlediğine ya da duyguları etkilediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. George F. Kunz'a göre bu inanışlar, taşın karanlığı dağıtan güneşle özdeşleştirilmesinden doğmuştur. Peridotun mideye, sindirime ya da kalbe iyi geldiğine veya bedeni “arındırdığına” dair bir kanıt yoktur.

Topaz

  • 12. yüzyılda Bingenli Hildegard, şarapta üç gün bekletilen bir topazla gözlerin hafifçe ıslatılmasının görme bulanıklığını gidereceğini yazmıştır.
  • Rönesans Avrupa'sında topazın büyüleri bozduğuna ve öfkeyi yatıştırdığına inanılırdı.
  • GIA'ya göre Hindistan'da yüzyıllardır, kalbin üzerinde taşınan topazın uzun ömür, güzellik ve zekâ getirdiğine inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri topazın şans, bolluk ve para getirdiğini, yaratıcılığı ve kendini ifade etmeyi güçlendirdiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar mavi topazın boğaz çakrasını açtığını, stresi azalttığını, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediğini de ileri sürer.

Bilim ne diyor? Eski metinlerde “topaz” adı çoğu zaman bugünkü topaz için değil, yeşilimsi peridot ya da başka sarı taşlar için kullanıldığından bu inanışların hangi taşa ait olduğu bile belirsizdir. Gözlere taş ya da taşın bekletildiği bir sıvı sürülmemelidir; görme sorunu olanlar bir göz hekimine başvurmalıdır. Topazın şans ya da para getirdiği, sindirimi ve metabolizmayı düzenlediği gösterilmemiştir; piyasadaki mavi topazların renginin de neredeyse hep ışınlama ve ısıl işlemle elde edildiği unutulmamalıdır.

Turkuaz

  • 13. yüzyıldan kalma Avrupa taş kitaplarında, turkuazın taşıyanı düşmelerde, özellikle attan düşünce yaralanmaktan koruduğuna inanılırdı; Türklerin bu taşları atlarının dizginlerine taktığı da anlatılır.
  • Anadolu'da ve Orta Doğu'da firuzenin nazara karşı koruduğuna inanılır; bu yüzden yüzük, küpe ve nazarlıklarda kullanılır.
  • Avrupa'da uzun süre turkuazın, sahibi hastalandığında ya da başına bir kötülük geleceğinde rengini kaybettiğine inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları turkuazın koruduğunu ve iletişimi güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri turkuazın şans getirdiğini, olumsuz enerjiyi uzaklaştırdığını, kan akışını hızlandırdığını ve kalp hastalıklarından koruduğunu iddia eder.

Bilim ne diyor? Turkuazın rengi sahibinin sağlığına ya da başına gelecek olaylara göre değil, gözenekli yapısına giren ter, yağ ve kozmetiklere bağlı olarak değişir; mavi renk bu yüzden zamanla yeşile dönebilir. Taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur; turkuazın kan akışını hızlandırdığı ya da kalp hastalıklarından koruduğu da gösterilmemiştir, kalp sağlığı için hekim önerileri izlenmelidir.

Altın

  • Orta Çağ'da ve 17. yüzyıl Avrupa'sında “içilebilir altın” (aurum potabile) denen altınlı sıvıların pek çok hastalığı iyileştirdiğine inanılırdı.
  • Günümüzde altın varaklı yüz maskelerinin ve altın içeren kremlerin cildi gençleştirdiği ileri sürülür.
  • Anadolu halk inanışında altın bereket ve uğur simgesidir: yeni doğan bebeğin yıkandığı “kırk suyu”na buğday ve pirincin yanı sıra altın atılır; “kırk uçurma”da bebeğe para ya da altın verilir ve çocuğun bereketli olacağına, uğur getireceğine inanılır.

Bilim ne diyor? Altın vücutla neredeyse hiç tepkimeye girmez; takı olarak takmanın ya da altınlı kozmetik kullanmanın sağlığa ya da cilde kanıtlanmış bir yararı yoktur. Bazı altın bileşikleri geçmişte romatoid artrit tedavisinde ilaç olarak kullanılmıştır, ama bu hekim denetiminde iğneyle verilen ve ciddi yan etkileri olan bir tedaviydi; içilebilir altın gibi halk ilaçlarıyla ilgisi yoktur. Altının bereket getirdiğine dair bir kanıt da yoktur; ama değerini koruyan, kolay bozulmayan bir varlık olarak gerçek bir ekonomik anlamı vardır, bereket simgesi olması buradan gelir.

Safir

  • Antik çağ yazarı Damigeron'a göre krallar safiri boyunlarına takar, onun kendilerini kötülükten ve kıskançlıktan koruduğuna, tanrıların lütfunu kazandırdığına inanırdı.
  • Orta Çağ'da safirin zehri etkisiz kıldığına, gözleri temizleyip görmeyi koruduğuna inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde mavi safir Satürn'ün taşı sayılır; kimine büyük şans, kimine felaket getirebileceğine inanıldığı için önce birkaç gün denenerek takılması öğütlenir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı ve bilgeliği artırdığını, uykusuzluğa iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Safirin zehri etkisiz kıldığına ya da görmeyi düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; korindon kimyasal olarak son derece dayanıklıdır ve temas ettiği suya ya da bedene hiçbir madde salmaz. Göz şikâyetlerinde göz hekimine başvurulmalıdır. Safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı artırdığını ya da uykusuzluğu giderdiğini gösteren bir çalışma da yoktur; süren uykusuzluk için doktora başvurulmalıdır.

Zümrüt

  • Plinius, zümrüdün yorulan gözü dinlendirdiğini yazmıştır; Roma döneminde taş oymacılarının gözlerini dinlendirmek için tezgâhlarında zümrüt bulundurduğu anlatılır.
  • Orta Çağ'dan 17. yüzyıla kadar Avrupalı ve Arap yazarlar, zümrüdün zehre karşı panzehir olduğuna, sara (epilepsi) ve dizanteriyi iyileştirdiğine inanırdı.
  • Zümrüdün geleceği gösterdiğine ve yalanı ortaya çıkardığına inanılırdı; yakınında zümrüt bulunan bir büyücünün büyüsünün işlemeyeceği düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, zümrüdün “kalp çakrasını” açtığını, sevgiyi ve sadakati güçlendirdiğini, kalbe ve sinir sistemine iyi geldiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar zümrüdün bolluk ve bereket getirdiğini, Mayıs ayında doğanlara şans verdiğini söyler; zümrüt gerçekten Mayıs'ın modern doğum taşı olarak kabul edilir.

Bilim ne diyor? Yeşil bir şeye bakmak gözü dinlendirebilir, ama bu zümrüde özgü bir etki değildir; zümrüdün zehirlenmeyi, epilepsiyi, kalp ve sinir hastalıklarını ya da göz hastalıklarını iyileştirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur. “Çakra” ve “bolluk getirme” iddiaları ise ölçülemez; bunlar, yeşil rengin ve zümrüdün değerinin sevgi ve bereketle eşleştirilmesinden doğan bir gelenektir. Eski reçetelerdeki gibi öğütülmüş zümrüt yutmak, sert ve keskin kırıntıları nedeniyle zararlı olabilir.

Tektit

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları moldavitin çok “güçlü” bir taş olduğunu ve ruhsal dönüşümü hızlandırdığını ileri sürer; bazıları taşı ilk kez eline alanların sıcaklık ya da baş dönmesi hissettiğini anlatır.
  • Kristal terapi siteleri moldavitin kalp çakrasını açtığını ve dileklerin gerçekleşmesini hızlandırdığını da iddia eder.

Bilim ne diyor? Moldavit, eriyen Dünya kayaçlarından oluşmuş silisli bir camdır; taş uzaydan gelmediği için “uzaydan gelen enerji” gibi iddiaların dayanağı yoktur. Bu ilgi arttıkça piyasada cam taklitler de çoğalmıştır. Taşı tutunca duyulan sıcaklık ya da baş dönmesi gibi hisler beklentiden kaynaklanabilir; baş dönmesi sürüyorsa bir hekime başvurmak gerekir.

Kömür

  • İskoçya'da ve Kuzey İngiltere'de yeni yılda eve ilk giren konuğun (“first-foot”) getirdiği bir parça kömürün, evin yıl boyunca sıcak kalacağını simgelediğine ve şans getirdiğine inanılır.

Bilim ne diyor? Bir parça kömürün eve şans getirdiğine dair bir kanıt yoktur; gelenek, kömürün evleri ısıtan başlıca yakıt olduğu dönemlerin bir simgesidir. Kömürün kendisinin sağlığa bir yararı yoktur; tozu uzun süre solunduğunda “kara akciğer” denen kalıcı bir akciğer hastalığına yol açabilir.

Elmas

  • Orta Çağ Avrupası'nda elmasın, sertliği yüzünden taşıyana güç, cesaret ve zafer kazandırdığına inanılırdı; 11. yüzyılda Marbodus, altına takılıp sol kolda taşınan elmasın gece hayaletlerini uzaklaştırdığını yazmıştır.
  • Elmasın karı koca arasındaki sevgiyi artıran bir “barışma taşı” olduğuna da inanılırdı.
  • Eski Hint taş kitaplarında elmasın, rengine göre sahibine güç, dost, zenginlik ve şans getirdiğine inanılırdı.

Bilim ne diyor? Elmas, kimyasal olarak çok kararlı saf karbondan oluşan bir mineraldir; taşıyana cesaret, şans ya da güç verdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Kunz'un da belirttiği gibi bu inanışların çoğu, taşın olağanüstü sertliğinden ve berraklığından türetilmiştir.