Uyku: hangi taşlara inanılır, bilim ne diyor?

Bu bölüm inanışları aktarır; sağlık bilgisi değildir. Bu iddiaları destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur ve hiçbir taş tedavinin yerine geçmez.

Bilim ne diyor?

Bilimle çelişki: Orta: kanıtsız iddia

Yastık altına konan bir taşın uykuyu düzelttiğine dair kanıt yoktur. Rahatlama hissi beklentiden ve uyku öncesi rutinden gelebilir. Süren uykusuzluk tıbbi bir sorundur.

Bu alanda anılan taşlar (17)

Himalaya tuzu ve tuz lambası

  • Tuz lambası satıcılarına göre lamba ısındığında havaya “negatif iyon” yayar; bu iyonların havayı temizlediği, elektronik cihazların “zararlı ışınlarını” etkisiz hâle getirdiği ileri sürülür.
  • Aynı kaynaklar tuz lambasının alerjiyi ve astımı hafiflettiğini, uykuyu düzelttiğini, stresi azaltıp ruh hâlini iyileştirdiğini iddia eder.
  • Doğu ve Orta Avrupa'nın bazı ülkelerinde tuz mağaralarında vakit geçirmenin (speleoterapi, haloterapi) astım ve solunum yolu hastalıklarına iyi geldiğine inanılır.

Bilim ne diyor? Tuz lambalarının sağlığa yararlı iyonlar yaydığı ya da havayı temizlediği iddialarının bilimsel bir dayanağı yoktur; lamba yalnızca içindeki ampulün ısıttığı bir tuz bloğudur ve ışığı hoş bir ortam yaratabilir. Elektronik cihazlardan gelen ışınları “emdiğine” dair iddia da fizikle çelişir. Tuz mağarası tedavisini inceleyen Cochrane sistematik derlemesi, eldeki kanıtların bu yöntemin astımda etkili olup olmadığına karar vermeye yetmediği sonucuna varmıştır. Astım ve alerji ilaçlarının yerine tuz lambası ya da tuz mağarası kullanılmamalıdır.

Olivin

  • Antik ve Orta Çağ inanışlarına göre altına takılan peridot (krizolit) gece korkularını ve kâbusları uzaklaştırırdı.
  • Delinip eşek kılına dizilen ve sol kola bağlanan peridotun kötü ruhlara ve büyüye karşı koruduğuna inanılırdı.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot, olivin) taşının mideye, bağırsağa, karaciğere ve tiroide iyi geldiğini, bedeni toksinlerden temizlediğini; kıskançlık, öfke ve suçluluk gibi duyguları yatıştırdığını ve bolluk getirdiğini söyler.

Bilim ne diyor? Peridotun yeşil rengi yapısındaki demirden gelir; kâbusları önlediğine ya da kötülükten koruduğuna dair bir kanıt yoktur. Mideye, bağırsağa ya da tiroide iyi geldiği, bedeni “arındırdığı” iddiaları da kanıtsızdır. Uyku ya da sindirim sorunları sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır.

Ortoklaz

  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri ortoklazın stresi azalttığını, özgüven ve cesaret verdiğini, odaklanmayı ve zihinsel netliği artırdığını söyler.
  • Aynı siteler ortoklazın bağışıklığı güçlendirdiğini, mide ve bağırsak sorunlarına iyi geldiğini ve uykusuzluğu hafiflettiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Bu iddiaları destekleyen bir çalışma yoktur. Ortoklaz, yer kabuğunda çok yaygın olan potasyumlu feldispattır; seramik ve cam sanayisindeki kullanımı dışında bedene ya da ruha bir etkisi bilinmez. Süren uyku ya da sindirim sorunlarında bir hekime başvurulmalıdır.

Kalsedon

  • MS 3. ya da 4. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir Yunan taş kitabına göre, kırmızı bir taşla birlikte kalsedon taşıyan bir muskanın denizcileri boğulmaktan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da kalsedonun gece görülen hayaletleri ve korkutucu görüntüleri uzaklaştırdığına inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kalsedonun, özellikle de mavi kalsedonun, sakinleştirdiğini ve iletişimi kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı haber ve kristal terapi siteleri, kalsedonun negatif enerjiyi giderdiğini, enerji ve motivasyon verdiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar kalsedonun kronik hastalıklara, öksürüğe ve uyku sorunlarına iyi geldiğini, stresi ve depresyonu hafiflettiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Kalsedon kimyasal olarak etkisiz silisten oluşur; insanı boğulmaktan, kâbuslardan ya da kaygıdan koruduğuna, enerji verdiğine ya da kronik bir hastalığı, öksürüğü, uykusuzluğu ve depresyonu iyileştirdiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Depresyon ve kronik hastalıklar tıbbi tedavi gerektirir; ilaç taşla değiştirilmemeli, kullanılan ilaçlar hekime danışmadan bırakılmamalıdır.

Zinober

  • Eski Çin'de Taoist simyacılar, zinober gibi minerallerden hazırlanan iksirlerin uzun ömür ve ölümsüzlük kazandıracağına inanırdı.
  • Geleneksel Çin tıbbında zinoberin (zhu sha) zihni yatıştırdığına, çarpıntıya, uykusuzluğa ve havaleye iyi geldiğine inanılır; zinober içeren bazı geleneksel ilaçlar bugün de kullanılmaktadır.

Bilim ne diyor? Zinober cıva sülfürdür; ağızdan alındığında emilen cıva böbreklerde birikir ve geleneksel ilaçlara konmasının gerekçesi bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Zinober asla suya konup içilmemeli (“taş suyu”), ağza alınmamalı, ısıtılmamalı ve tozu solunmamalıdır.

Akik

  • Orta Çağ taş kitaplarında, örneğin 11. yüzyılda Rennes Piskoposu Marbodus'un yazdıklarında, akiğin taşıyanı sevimli ve ikna edici kıldığına ve ona Tanrı'nın lütfunu kazandırdığına inanılırdı.
  • Eski Avrupa'da akik takılarının uykusuzluğa iyi geldiğine ve tatlı rüyalar gördürdüğüne inanılırdı.
  • 19. yüzyılda Sudan'da, ortasında beyaz bir halka bulunan kahverengi ya da siyah “göz” akiklerinin nazara karşı koruduğuna inanılırdı; bu muskaların çoğu Almanya'daki Idar-Oberstein atölyelerinde kesilirdi.
  • İslam dünyasında, Hz. Muhammed'in akik taşlı bir mühür yüzük taktığı rivayetine dayanılarak akik (çoğunlukla kırmızı karneol) yüzüğün taşıyanı kötülükten ve hasetten koruduğuna inanılır.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve bazı dinî içerikli yayınlar, “akik yüzük takan fakir olmaz” sözünü Hz. Muhammed'e atfederek akiğin rızkı ve bereketi artırdığını söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, akiğin kan dolaşımını hızlandırdığını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Akik, silisten oluşan ve kimyasal olarak etkisiz bir kuvars türüdür; uykuyu düzelttiğine, nazardan ya da hasetten koruduğuna, kan dolaşımını hızlandırdığına ya da bir hastalığa iyi geldiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; belirtiler sürüyorsa çare taşta değil hekimdedir. “Göz” deseni, iç içe büyüyen silis bantlarının kesitte halka gibi görünmesinden ibarettir. “Akik yüzük takan fakir olmaz” sözü Hz. Peygamber'e atfedilse de hadis bilginlerince güvenilir sayılmaz.

Ametist

  • Antik Yunanlar ametistin sarhoşluğu önlediğine inanırdı; taşın adı da Yunanca “sarhoş olmayan” anlamına gelen amethystos sözcüğünden gelir.
  • İtalyan yazar Camillo Leonardi, 1502'de yayımlanan taş kitabında ametistin kötü düşünceleri uzak tuttuğunu ve zekâyı açtığını yazar.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları ametistin sakinleştirdiğini, uykuya ve stresle başa çıkmaya iyi geldiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin taç çakrayı açtığını, meditasyonu derinleştirdiğini ve “negatif enerjiden” koruduğunu söyler.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri, ametistin baş ağrısına ve yorgunluğa iyi geldiğini, bağışıklığı güçlendirdiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Ametistin sarhoşluğu önlediğine ya da uykuyu düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; baş ağrısını giderdiğine, bağışıklığı güçlendirdiğine ya da bir çakrayı “açtığına” dair de kanıt yoktur; uykusuzluk, kaygı ya da baş ağrısı sürüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Mineralog George F. Kunz'a göre sarhoşluk inanışı, kırmızımsı taştan oyulmuş bir kaba konan suyun şarap gibi görünmesinden, ama içenin sarhoş olmamasından doğmuş olabilir.

Aytaşı

  • Hindu mitolojisinde aytaşının katılaşmış ay ışınlarından oluştuğuna inanılır; Hindistan'da kutsal sayılır ve uğur getirdiğine inanılır.
  • Eski bir inanışa göre dolunayda ağza alınan aytaşı, sevgililerin geleceklerini görmelerini sağlardı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları aytaşının kadın sağlığını, doğurganlığı ve duygusal dengeyi desteklediğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları aytaşının rahat uyku getirdiğini, kâbusları ve uyurgezerliği önlediğini, rüyaların hatırlanmasını sağladığını söyler.
  • Aynı kaynaklar aytaşının östrojeni dengelediğini, adet düzenini düzenlediğini, menopoz şikâyetlerini azalttığını, doğumu kolaylaştırdığını ve ani kramplara iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Aytaşının parıltısı, taşın içindeki ince feldispat katmanlarında ışığın saçılmasından kaynaklanır; Ay'la ya da Ay'ın evreleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Aytaşının doğurganlığa ya da hormon dengesine bir etkisi olduğuna dair kanıt yoktur. Uyku, kâbus ya da rüya hatırlama üzerinde bir etkisi olduğuna dair kanıt da yoktur. Adet düzensizliği, menopoz şikâyetleri, doğum ya da gebe kalmada güçlük gibi sorunlarda bir hekime başvurulmalıdır.

Kaplan gözü

  • Göze benzeyen ışık bandı nedeniyle kaplan gözünün, öteki kedi gözü taşları gibi, nazara ve kötü bakışlara karşı koruduğuna inanılır.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları kaplan gözünün özgüven ve cesaret verdiğini, kararlılığı artırdığını ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri kaplan gözünün odaklanmayı artırdığını, karar vermeyi kolaylaştırdığını ve olumsuz enerjilere karşı kalkan olduğunu iddia eder.
  • Aynı kaynaklar kaplan gözünün baş ağrısına, migrene ve mide-sindirim sorunlarına iyi geldiğini, çocukların kâbuslarını önlediğini de söyler.

Bilim ne diyor? Kaplan gözünün gözü andıran parıltısı, birbirine paralel liflerin ışığı yansıtmasından doğan fiziksel bir etkidir; taşın koruyucu bir gücü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Ham kaplan gözü asbest lifleri içerdiğinden evde kesilmemeli ya da zımparalanmamalıdır. Taşın baş ağrısını, migreni ya da sindirim sorunlarını giderdiği gösterilmemiştir; süren şikâyetler için hekime başvurulmalıdır.

Malakit

  • Eski bir inanışa göre malakit çocuklara özgü bir muskaydı; beşiğe bağlanan bir parçanın kötü ruhları uzak tutup bebeği rahat uyutacağı düşünülürdü.
  • İtalya'nın bazı yörelerinde göz biçimli desenleri olan malakit, “tavus kuşu taşı” adıyla gümüşe takılıp nazara karşı taşınırdı.
  • Almanya'nın bazı bölgelerinde malakitin düşmeye karşı koruduğuna ve yaklaşan bir felaketi parçalara ayrılarak haber verdiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları malakitin olumsuz enerjiyi ve elektronik cihazların “radyasyonunu” emdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları malakitin ağrıyı, adale kasılmalarını, romatizmayı, migreni ve baş dönmesini, araba ve deniz tutmasını hafiflettiğini iddia eder.
  • Aynı kaynaklar malakitin kişiyi sakinleştirdiğini, uykuya yardım ettiğini, suçluluk ve korku duygularını uzaklaştırdığını ve hafızayı güçlendirdiğini söyler; taşa “neşe taşı” da denir.

Bilim ne diyor? Malakit bir bakır mineralidir: “Taş suyu” ya da “iksir” yapmak için suya konmamalı, özellikle limonlu ya da sirkeli gibi asitli sıvılarda bekletilmemeli ve ağza alınmamalıdır; asit malakiti çözer ve bakır sıvıya geçer. Malakitin cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaları emdiğine dair hiçbir kanıt yoktur; ağrıyı, migreni, uykusuzluğu ya da hafızayı iyileştirdiği iddiaları da kanıtsızdır.

Oniks

  • Orta Çağ'da ve Arap geleneğinde oniksin hüzün, korkulu rüyalar ve kavga getirdiğine inanılırdı; Arapçada taşın adı “hüzün” anlamına da gelirdi.
  • Hindistan'da boyna takılan oniksin aşk tutkusunu yatıştırdığına inanıldığı aktarılır; buna bağlı olarak oniksin sevgilileri ayırdığı da düşünülürdü.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri oniksin ağrıyı ve migreni dindirdiğini, kemik kırıklarının iyileşmesini hızlandırdığını, bağışıklığı güçlendirdiğini, uykuya iyi geldiğini; stresi ve depresyonu azalttığını iddia eder.
  • Aynı siteler oniksin nazara ve kötü enerjiye karşı koruduğunu, özgüven ve sabır verdiğini, ilişkilerde denge sağladığını söyler; yani eski kaynaklardaki uğursuzluk inanışının tersini.

Bilim ne diyor? Oniksin uğursuzluk getirdiğine ya da duyguları etkilediğine dair bir dayanak yoktur; bu inanışın siyah ve beyaz katmanların keskin zıtlığından doğmuş olabileceği düşünülür. Oniks, kuvars ailesinden kimyasal olarak dayanıklı bir taştır; bilinen bir zehirliliği yoktur. Ağrıyı, migreni, bağışıklığı ya da kemik kırığının iyileşmesini etkilediğine dair de bir kanıt yoktur; kırık ve süren ağrılar bir hekim gerektirir.

Sitrin

  • Eskiden sitrinin, uzun süre karıştırıldığı topazla aynı güçlere sahip olduğuna, öfkeyi yatıştırıp taşıyanı sakinleştirdiğine inanılırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları sitrinin bolluk, başarı ve para getirdiğini ileri sürer; bu yüzden bazı esnaf onu kasasına koyar ve taşa “tüccar taşı” da denir.
  • Aynı çevrelerde sitrinin olumsuz enerjiyi üzerinde tutmadığı, bu yüzden hiç “temizlenmesi” gerekmediği ileri sürülür.
  • Türkiye'deki bazı haber ve kristal terapi siteleri, sitrinin kalp, karaciğer, böbrek ve sindirim sistemi gibi iç organlara, baş ağrısına ve kas ağrısına iyi geldiğini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları bırakmayı kolaylaştırdığını ileri sürer.
  • Aynı siteler, sitrinin elektronik cihazların yaydığı radyasyondan koruduğunu, korkuları gidererek cesaret verdiğini, çocuğun yastığının altına konunca kâbusları önlediğini ve evin enerjisini düzenlediğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Sitrinin sakinleştirdiğine, bolluk ya da para getirdiğine, iç organlara iyi geldiğine, radyasyondan koruduğuna ya da kâbusları önlediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; süren bir rahatsızlık için taş yerine hekime başvurulmalıdır. Üstelik piyasada sitrin diye satılan taşların çoğu fırında ısıtılmış ametisttir; yani bu inanışların dayandığı “güneş rengi” çoğu zaman insan eliyle elde edilmiştir.

Zirkon

  • Orta Çağ Avrupa'sında, zirkonun eski adlarından “jacinth” (hyacinth) diye anılan sarımsı kırmızı taşın yolcuları vebaya ve yaralanmalara karşı koruduğuna, uğradıkları hanlarda iyi karşılanmalarını sağladığına inanılırdı.
  • Aynı taşın taşıyanı yıldırımdan koruduğuna ve uyku getirdiğine de inanılırdı; 16. yüzyılda İtalyan hekim Gerolamo Cardano, taktığı jacinth'in kendisini “biraz uykuya yatkın kıldığını” yazmıştır.
  • Kunz'un aktardığı Orta Çağ kayıtlarına göre jacinth, sahibinin servetini artırır ve ona işlerini yürütmede sağduyu verirdi; sahibi ya da yakınındaki biri vebaya yakalanırsa taşın parlaklığını yitirip solacağına da inanılırdı.

Bilim ne diyor? Eski metinlerdeki “jacinth” ve “hyacinth” adları her zaman zirkonu göstermez; safir ve granat gibi başka taşlar için de kullanılmıştır. Zirkonun yıldırımdan, salgın hastalıklardan ya da uykusuzluktan koruduğuna, servet ya da sağduyu getirdiğine dair hiçbir kanıt yoktur.

Lapis lazuli

  • Eski Mısır'da kalbi koruduğuna inanılan muskalar lapis lazuliden yapılır, üzerlerine Ölüler Kitabı'nın belirli bölümleri kazınırdı; altınla süslenmiş lapis göz biçimli muskalar da çok güçlü sayılırdı.
  • Eski taş kitaplarında lapisin hüzne (melankoliye) ve birkaç günde bir yinelenen ateşli hastalıklara iyi geldiğine inanılırdı.
  • Günümüz kristal terapi kaynakları lapisin “boğaz çakrasıyla” ilişkili olduğunu, iletişimi ve bilgeliği güçlendirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de bazı yaşam siteleri ve kristal terapi kaynakları lapis lazulinin hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel netlik sağlayıp doğru karar vermeye yardım ettiğini söyler.
  • Aynı kaynaklar lapisin stresi azalttığını, özgüveni artırdığını, böbrek ve kemik ağrılarına iyi geldiğini ve cilde temas edecek biçimde taşındığında kaygıya bağlı uykusuzluğa fayda sağladığını iddia eder.

Bilim ne diyor? Lapisin hüzne, ateşli hastalıklara, iletişim becerisine, hafızaya, böbrek ve kemik ağrılarına, stres ve uykusuzluğa bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Süren kaygı ya da uykusuzluk tıbbi bir sorundur; taşa güvenip doktora gitmeyi ertelemeyin. Piyasadaki lapislerin bir kısmı boyalı olduğundan, taş suda bekletildiğinde boya suya geçebilir; “taş suyu” hazırlanmamalı, taş ya da tozu ağza alınmamalıdır.

Peridot

  • Peridotu ışıkla ve güneşle özdeşleştiren eski inanışlara göre, özellikle altına takıldığında sahibini “gecenin dehşetlerinden”, yani kâbuslardan ve korkulardan koruduğuna inanılırdı.
  • Eski bir inanışa göre kötü ruhlardan korunmak için peridot delinip eşek kılına dizilir ve sol kola bağlanırdı.
  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları peridotun kıskançlık ve öfke gibi duyguları yatıştırdığını, bolluk ve iyi şans getirdiğini ileri sürer.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri zebercet (peridot) taşının kalp çakrasını dengelediğini, vücudu arındırdığını, mide ve sindirim sorunlarına iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Peridotun kâbusları önlediğine ya da duyguları etkilediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. George F. Kunz'a göre bu inanışlar, taşın karanlığı dağıtan güneşle özdeşleştirilmesinden doğmuştur. Peridotun mideye, sindirime ya da kalbe iyi geldiğine veya bedeni “arındırdığına” dair bir kanıt yoktur.

Safir

  • Antik çağ yazarı Damigeron'a göre krallar safiri boyunlarına takar, onun kendilerini kötülükten ve kıskançlıktan koruduğuna, tanrıların lütfunu kazandırdığına inanırdı.
  • Orta Çağ'da safirin zehri etkisiz kıldığına, gözleri temizleyip görmeyi koruduğuna inanılırdı.
  • Hint astrolojisinde mavi safir Satürn'ün taşı sayılır; kimine büyük şans, kimine felaket getirebileceğine inanıldığı için önce birkaç gün denenerek takılması öğütlenir.
  • Türkiye'de taş satıcıları ve kristal terapi siteleri safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı ve bilgeliği artırdığını, uykusuzluğa iyi geldiğini iddia eder.

Bilim ne diyor? Safirin zehri etkisiz kıldığına ya da görmeyi düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; korindon kimyasal olarak son derece dayanıklıdır ve temas ettiği suya ya da bedene hiçbir madde salmaz. Göz şikâyetlerinde göz hekimine başvurulmalıdır. Safirin zihni sakinleştirdiğini, odaklanmayı artırdığını ya da uykusuzluğu giderdiğini gösteren bir çalışma da yoktur; süren uykusuzluk için doktora başvurulmalıdır.

Sölestin

  • Günümüzde kristal terapi uygulayıcıları sölestine “melek taşı” der ve onun sakinleştirdiğini, huzurlu bir uykuya yardım ettiğini ileri sürer.

Bilim ne diyor? Sölestinin adı Latince “göksel” anlamındaki sözcükten gelir ve yalnızca gök mavisi rengini anlatır; sakinleştirdiğine ya da uykuyu düzelttiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur.